AKLIM KALDI GİDERKEN
Yine ilkbahar, yine beni çağıran sevda
Dayanılmaz bir toprak kokusu,
Burun deliklerime çimen yeşilinin rengi sızıyor
Bahçenin kırmızılı efendisi gül köşe başında
Özlemek denen kelime gençlik aşkında
Kendi ruhumu aradığım bir ılık rüzgar
Yeter de artar bile bir masalsı tutan el
Gözlerimde adı hülya bakışlı esir bir kalp
Şimdi hazirana tutkulu tatlı düşler
Hatıralara sığınıp tutulan masum eller
Ve el değmeden yaşanan sadakatli sevgiler
Tüm yaşanmayan gerçek aşklardan özür dilemek lazım
Çok üzgünüm, kederli, seni koyup gitmeme
Varlığında çoğalan düş, her andığım gecelerde
İrkildim, bittim, azar azar yok oldum
Bir hayalin karanlıkta ışıksız kalması gibi
Sarsan kalp ağrılarımın nedeni olduğunda
Belli belirsiz parçalara bölünür
Ecel korkusu sarar içimi, ulaşamamak hissiyle
Sensiz yaşamak tam da böyle bir şey işte
Ne zaman uzatsam elimi tüm papatyalar soluyor
Tüm çiçekler gönlümün dört bir yanını sararken
Nasıl ayrılırım geçmişin hayalinden
Duygulu insanım ben, gözü yaşlı, sessiz özleyen
Ey zehirli, şehirli günlerim göç et kalbimden
Bırak yakamı sevelim biz birbirimizi
Taşlı kaldırımlarda kıyamet kopmadan
Günah çıkarsın ömrümün geri kalanı, gelincik kokuları arasında












































