ZAMANI KURUTAN HATIRALAR
Ve bir kadının çiçeklerle konuştuğu ömrü...
Köyün en eski evlerinden birinde yaşıyordu Sabire Teyze…
Sarı duvarlarının gölgesinde, kurutulmuş çiçeklerin sessiz dili vardı.
Penceresinin kenarında, kapısının üstünde, rafların köşesinde…
Her yerde bir demet; geçmiş bir tutam hatıra duruyordu.
Ziyaretçilerin yolu düştüğünde onu evinin önünde görürlerdi
Ellerinde kurumuş çiçeklerle sessizce bir şeyler yaparken…
Kimi zaman bir abajurun gövdesine lavanta sarar kimi zaman bir çerçevenin kenarına papatyalar dizerdi.
Ama kimse bilmezdi ki o eşyaların içinde yalnızca çiçekler yoktu…
“Bu sattığım eşyaların içinde sadece çiçek yok evladım…” derdi gözlerini hafifçe kısarak.
“İçinde özlem var, sevgi var, teşekkür var…
Belki de hiç söylenememiş bir özür…
Her dal bir kelime, her renk bir his…
Ve her çiçek, benden sonra da yaşasın diye yüreğimden bir selam…”
Bu sözleriyle hem hüzün bırakırdı insana, hem de kalpte sıcacık bir iz…
Her eşyada bir hayat kırıntısı vardı.
Sepetler, aynalıklar, defter kapları…
Hepsi bir anıyı taşır, hepsi bir vefayı fısıldardı.
“Çünkü bazen bir kuru çiçek,
sadece bir hediye değildir…” derdi Sabire Teyze.
“…Bir hatırlanış, bir değer, bir kalpten gelen selamdır.”
Onun sepetinden bir çiçek almak, aslında bir ömrün sayfasını yanına almaktı.
Evinize döndüğünüzde o lavantanın kokusunda bir özlemi, o menekşenin gölgesinde bir vefayı hissederdiniz.
Ve bilirdiniz ki o eşyaların karşılığında alınan para
bir başka yüreğe dokunsun diye hayra dönüşürdü Sabire Teyze’nin elinde…
Çünkü o sadece anıları değil, iyiliği de çoğaltmak isterdi.
O, hayatı sessizce yaşadı.
Ama çiçekleri konuştu onun yerine.
Ve bir gün, onun ördüğü bir aynalığa bakan biri,
kendini değil…
Geçmişin içten bir selamını görür.
Kendi yansımasında bir kadının suskun ama çiçek kokan hatırasını hisseder…
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.














































