SUYUN ÖTEKİ YAKASI HİKÂYELERİ
Sıkış tepiş Gülcemal Vapuru
Seyr-i Sefain İdaresi’nin gururu
adını Sultan Reşad’ın annesinden almış
merhum Gülcemal Kadınefendi
dolunaysız karanlık gece
İstanbul işgal altında
demir atılmadan geçilir limandan
önünde Şirket-i Hayriye’nin
telaşlı mavnaları çatanaları
rota Karadeniz
Kuvây-ı İnzibâtiye’yi Anadolu’ya sevkinden
Boğazın ters akıntılarına
hırçın Karadeniz dalgalarına tecrübeli
sıkış tepiş Gülcemal Vapuru
tıka basa göçmen 3. mevki
muhacir yüreklerde mübadil yükü
kendir çuvalından eski bir ceket
yakasız kirli mintan
ibrişimli rusçuk poturu
Trablus kuşağına sıkıştırılmış gümüşî tabaka
ayakta sıkmalı çarık
ahşap bir bavula sığdırılmış onca hatırat
bir de kan ter içindeki ömürde kendine yer bulmuş
yarına dair endişe yavuklu özlemi
sıkış tepiş Gülcemal Vapuru
tıka basa göçmen 3. mevki
ayın firari olduğu gecelerdeyiz
‘’de hayde!’’ diye kestirip atan
uzun uzun vedalara izinsiz kültür
geride bıraktıklarımız kucakladıklarımızdan daha manidar
sıla ile gurbetin gel-giti arasında sıkışsa da hayat
gönül her daim daüssıla hasretine yakın
hep gecikmişlik ve menzile varamama korkusu
beyin hücrelerinde mıh gibi çakılı düşünce
sanki bekleneni olan bir coğrafya varmış gibi
varamamak varıp da tutunamamak
ne yaman çelişki
***














































