SAHNE
Bir an…
Buluruz kendimizi ışığın tam ortasında,
Doğumla başlar temsil.
Ne rolümüzü biliriz
Ne de metni ezberlemişizdir;
Hazır bekleriz öylece,
Bilinmezliğin eşiğinde.
Hayat dediğin;
Oyundur mücadeleyle yoğrulan,
Yürüyüştür, sevdayla, kederle sınanan.
Her adım izlenir,
Her bakış bir iz bırakır içimizde.
Güç mü verir bu sahne,
Yoksa incitir mi ruhumuzu,
Bilinmez…
İlerler zaman,
Akıp gider yıllar perde aralarında.
Her başlıkta başka bir kimlik,
Her defasında yeniden doğarız,
Çıkarız seyir karşısına.
Kimi zaman hayranlıkla anarız eskileri
Kimi zaman kırgınlıkla döneriz,
Yüzümüzü geçmişe.
Ve işte…
Tam ortasındayız oyunun.
Kimi vakit
Shakespeare gibi severiz derinden, sarsıcı,
Bazen de
Napoleon gibi savaşırız,
İçimizdeki fırtınalarla.
Yürürken başkalarının izinde,
Unuturuz kendi hikâyemizi,
Belki de.
Yanılır, düşer, öğreniriz;
Hatalarımızdır, bizim
Yol gösteren öğretmenimiz.
Saçlara düşünce aklar
Eksilenler söyler adını.
O an…
Çekilir ışık üzerimizden yavaşça.
Çalışırız tutunmaya son parıltıya,
Karışır ezgilere iç sesimiz.
Bilmeden
Ne zaman kapanacağını perdenin,
Sürdürürüz rolümüzü.
Hani derler ya
"Dünya bir sahnedir,
İnsan ise gelip geçen bir oyuncu…"
Hakkını verirsek eğer oyunun,
Sarar alkışlar çevremizi.
Eksik kalırsa temsil,
Sessizlik ağır gelir bazen.
Ve vakti geldiğinde
Bir selam bırakarak geride,
Usulca çekiliriz ışıktan.
Elveda deriz sahneye,
Yerimizi başkasına bırakmanın,
Sükûnetiyle…
.***















































