KIŞIN ÖNÜNDE
Bir süredir planladığımız bir gezinin arefesindeyim.
Önümüz kış.
Yaş derseniz ben ne kadar kaale almasam da bazı sinyallerle kendini hatırlatıyor. Ama bu hayat biraz da cesaret işi. Biraz cesaretten ben hiç zarar görmedim. Size de öneriyorum. İki kafadar; kışı, yaşı önümüze katıp düşeceğiz yollara. Tekdüze yaşam bana göre değil zaten. Uzun süre bir eşyayı bile aynı yerde bıraksanız toz tutar, küflenir. Yerini, havasını değiştirmeyen insanlar da ruhsal ve bedensel olarak yıpranır, hantallaşırlar.
Öyleyse hadi bakalım. Biraz bedene hareket, ömre bereket, gözlere yeni ufuklar, yeni renkler, gönle zenginlik katmaya… Gücümüzün yettiği yere kadar. Ömrün nasılsa ne zaman, nerede, nasıl biteceği belli değil. Oturup olduğun yerde beklemeye hiç gerek yok.
Burnumun dibinde Kaz Dağları… Ta Amerika’ları, Avrupa’ları, İskandinav ülkelerini gezdim gördüm de ülkemin en güzel köşelerinden olan bana en yakın yerini görmemiş, gezmemişim. Eh, biraz da yolun düştüğü yerlere gidebiliyorsun doğal olarak... İlk durak Kaz Dağları’ndan sonra kalbimde, aklımda en çok yer verdiğim ama çok az gidebildiğim, ülkemin kalbinin attığı yer Ankara…
İlk gidişim hayatımın en önemli olayı, hattâ dönüm noktası… Okulu bitirdikten sonra atanma yerimin kurasını çekmek üzere gittiğim Atamın adıyla özdeşleşmiş başkentimiz. Her karış toprağında gezindiğini düşünerek yürümek, bir zamanlar teneffüs ettiği havasını teneffüs etmek ne büyük bir heyecan… Şimdiden yaşıyorum…
Sonra mı? Aradaki kısa durakları saymıyorum. Antalya… Tekirdağ, Bolu, İzmir, Giresun’dan sonra yaşamımda en çok ve en önemli yeri olan Antalya, biraz uzunca duraklayacağımız yer gibi görünüyor. Eşimin çok sevdiği memleketi. Ailemizin de memleketi tabii ki… İl, ilçe ve köyleriyle geniş bir alana yayılmış soy sülalesini gez gez bitmez. Ayrıca Antalya bu mevsim yaşanmaya, güzelliklerinin görülmeye değer çok güzel bir ilimiz.
Daha sonrası mı? Takıldık Nevin’in peşine, atıldık ucu açık bir serüvene, hani Bolu mezunu ya güvendik, bindik bir alamet gemiye, sonumuz demirler inşallah sağ salim bir limana… Bu gemi biraz da hayır dualarınız, ve güzel dileklerinizle yürür sevgili dostlar, dualarınızda bizi unutmayın… Sizi ve kendi varlığımızı en güvenilir yere Allah’a emanet ediyoruz…
Şu sosyal medyanın bir güzel yanı var dostlar. Nereye gitsen tam ayrılık olmuyor. Her an her zaman yakınlarınla iletişimde olabiliyorsun, görüntülü hasret giderebiliyorsun, sesini duyabiliyorsun, fotoğraflarla gezdiğin, gördüğün yerleri tanıtabiliyorsun… Daha ne olsun; tabii iki sağlık… Ondan öte insanoğlu hiç yetinmez biliyorsunuz; hep daha iyisini, daha güzelini, daha ötesini ister. Dünya durdukça bu olacaktır ama kimler görür, kimler görmeden gider. Orası bilinmez. Hep güzel ve yararlı gelişmeler olsun dileriz…
Sağlıklı, mutlu kalın değerli dostlar, sevgili arkadaşlar.
***














































