DENEME
Giriş Tarihi : 14-07-2025 22:46   Güncelleme : 15-07-2025 00:12

Hayali Bir Sohbet / Buse Gençdoğan

Yazan: Buse Gençdoğan -HAYALİ BİR SOHBET

Hayali Bir Sohbet  / Buse Gençdoğan

HAYALİ BİR SOHBET

“Yazar her katre-i eşk-i elem târîhini Leylâ
Üfûl ėtdi Nigâr Hânım gibi bir bî-menend eyvâh
Ey Leylâ! Elem ve keder gözyaşlarının her bir damlası onun tarihini yazar:
Eyvah! Nigâr Hanım gibi kıymet biçilemeyen (insan) öldü.”

Vasiyeti ne kadar zarif, naif...

“16.8.1917 – ‘Bugün gene şairliğim, o hâlim var.’ Saat ondan üçe kadar şiir yazdım. ‘Hanımeli’, gönülden sevdiğim bu çiçeği ikinci defadır ki inşad ediyorum. Kabrime dikilmesi temennisini tekrarladım. Acaba kimsenin hatırına gelecek mi?..”

Şairin hayatına şöyle bir bakmak istedim lakin o kadar derin, öyle yaşanmışlıklarla karşılaştım ki, sohbet edesim geldi bu müstesna insanla.

Şair Nigar Sokak’ta Hayali Bir Sohbet 

O sabah Nişantaşı’nda adımlarım rastgele değildi. Kalbimde biraz ağırlık, çokça da düşünceyle yürüyordum.

Bir sokak tabelası: “Şair Nigâr Sokak”

Gizli bir çağrı gibiydi…

Yavaşladım, hiç kimsenin adı bir yere rastgele verilmezdi.

Önemli şahsiyetti belli ki!

Arnavut kaldırımlı dar sokak biraz sessiz, ben biraz düşünceliydim. Bir kenarda küçük bir park vardı; banklar boştu şansıma.

Bir banka oturdum ve başladım telefonumdan araştırmaya...

Ön bilgileri alınca köşedeki kitapcıya daldım hemen. Meramımı anlatınca bana bir kitap tavsiye etti Muhlis bey.

Elinde az önce aldığın eski kitap vardı: Efsus’a Sevgiler.

Sayfaları usulca açtım...

İlk cümleyi henüz bitirmiştim ki yanıma biri oturdu. Aşina olmadığım ama bildik bir koku sanki. Parfüm gibi değil, mürekkep gibi kokuyordu.

Kafamı çevirince göz göze geldik...

- Merhaba.
- Merhaba…

Kadının yüzü zarifti ama bakışlarında herkesde olmayan alışık olmadığım bir asalet vardı. Giydiği kıyafetler tarihten gelmiş gibiydi.

Gülümseyerek başını eğdi.

- Benim adım Nigâr.

Kitabın kapağına baktım.

Elimde tuttuğum isim yanımdaydı, işte  oturuyordu.
Bir sessizlik oldu. Sonra o konuştu.

- Benim için bir sokağa adımı verdiler ama kim olduğumu çoğu bilmez. Sen merak ettin, geldin. Bunun için teşekkür ederim.
- Bu kadar zarif konuşan birini daha önce hiç tanımamıştım.
- Kadınların iç sesine hep kulak veririm ben. Dış ses duyulmasa da iç ses daima duyulur hassas yüreklerde, bunu unutma!
- Sahi, neden yazmaya başladınız?

Bakışlarını ufka çevirdi.

- Çünkü susturuldum.
- Ve çünkü susturuldukça içimdeki kelimeler kalbime sığamadı, dışarı çıkmak istediler.
- Erkekler yazdığında “şair” oldular, biz yazdığımızda ya ‘delirdik’ ya ‘susmalıydık’. Ama ben susmadım!
Bir kadın, içini anlatmayı seçtiğinde sadece kendini değil, başkalarını da özgürleştirir.

Sonra ceketinin iç cebinden sararmış bir kâğıt çıkardı.

Okumamı istedi:
“Bir gamzede-i aşkım ki yâdımda hayâlîn,
Feryâd ile geçtim yine bir gece vefâsız…”

Gözlerim doldu. 

“Siz de mi sevdiniz?” diye sordum.

- Herkes kadar ama biraz daha sessiz… Çünkü benim sesimi duyan çok azdı, ama kelimelerimi hissedenler oldu. O yüzden bu sokak var. O yüzden sen varsın.

Saatler geçmişti. Gözünü ovuşturduğumda bankta yalnızdım.

Yanında sadece açık duran kitap vardı.

Ve altında bir not:
“Beni sadece okuma. Beni yaşa.”

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi