BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 21-02-2026 18:10   Güncelleme : 21-02-2026 19:21

Firuzan - İlkokul Mezunu Entelektüel Bir Kadın Portresi / Bilgi Şakar

Hazırlayan: Bilgi Şakar -FÜRUZAN /İLKOKUL MEZUNU ENTELEKTÜEL BİR KADIN PORTRESİ 

Firuzan - İlkokul Mezunu Entelektüel Bir Kadın Portresi / Bilgi Şakar

FÜRUZAN /İLKOKUL MEZUNU ENTELEKTÜEL BİR KADIN PORTRESİ 

Babasızlığın kuşattığı çocukluk yıllarında annesi, hatıralarının önünde bir set gibi durmuş ve öyle ki "Ben babamı hiç tanımıyorum." diyerek annesinin anlattığı bilgi kırıntılarıyla  yetinmiştir. Zar zor bitirdiği ilkokul yıllarını bir serüven olarak anımsamayı yeğleyen Füruzan, gençlik yıllarında tiyatro, konservatuar ve radyo eğitimine başlasa da hiçbirinde başarı elde edememiş ancak daha sonraki yıllarda kendi yazdığı "Ah Güzel İstanbul" adlı öyküsüyle Ömer Kavur'la birlikte karşımıza yönetmen olarak çıkmıştır. Ve bu film, Antalya Film Festivali'nde ona birincilik ödülü getirecektir.

Bütün entelektüel birikimini kendi şahsi çabalarıyla sağlayıp kendini yetiştirmiş ve bunu, okuduğu kitaplara borçlu olduğunu söylemiştir. O bir göçmen çocuğu olsa da Anadolu topraklarına kök salıp sımsıkı sarılmıştır.

Emile Zola'nın Germinal romanından etkilenmiş, hem Almanya'daki işçilerle hem de savaşın ortasındaki Balkanlarla  gönül bağı kurmuş ve onların sorunları ile ilgili birçok çalışma yapmıştır.

Türk hikâyeciliğinde gözleme dayalı, gerçekçi, bireysellikten ve modern şehir yaşantısını anlatmadan önce bütün bunları kendi hayatında tecrübe etmiştir. "Ben akrabalı biri değilim." diyen Füruzan, akrabalarıyla ilişkisini kestiğini ve kendisine "Seçilmiş akrabalar" olarak adlandırdığı yeni gönül dostları edindiğinden bahsetmiştir.

Yazı hayatında ne babasının ne de ünlü bir karikatürist olan eşi Turhan Selçuk'un soyadını kullanmış bunu da şöyle açıklamıştır: 
"Benim soyadı kullanmama nedenimin temelinde şu gerçek vardır. Ben o yıllarda çok ünlü bir soyadı taşıyordum. Çok ünlü ve saygıdeğer iki adamın kendi adlarıyla emekleriyle ve yetenekleri ile ünlendirdiği saygıdeğer bir soyadıydı bu. Ben o ünlenmiş soyadının bana sağlama ihtimali olan kolaylıklara hiç yanaşmak istemedim. Yoksa o soyadı benim hâlâ onurla andığım bir soyadıdır."

Soyadı kullanmaması bazı çevrelerce feminist olduğu yönünde eleştirilmiştir. Füruzan bu konudaki görüşünü "Marksizm'in cinsler arasındaki eşitleme yaklaşımı insana yakışır değerdedir. Kadın ve erkeği bir arada ve birlikte düşünmek gerekir. Cinsiyetçi tutum ise gerilikçi ve korkutucudur. Güç denen şey salt beden gücüne dayanıyor ise söylenecek söz yok. Bir erkekle ben bilek güreşi yapamam. Bu da onun insan olarak üstünlüğünü göstermez.

Cinsler arasındaki doğanın kazandırdığı dengeyi gösteriyor. İşte benim sosyalizm üzerine okumalarla dolu geçirdiğim o dönemim, bence hayat için ileriye doğru eşiklerden atladığım bir zamandır." diye özetlemiştir. Ayrıca Sosyalizm'i insana en yakışan ütopya olarak nitelemiştir. Füruzan, kendisini "Laik Cumhuriyetin çocuğu" olarak hayatı boyunca Cumhuriyet ilkelerine bağlı, Kemalist biri olarak tanımlamıştır.

Mustafa Kemal vurgusuna hem söyleşilerinde hem de hikâyelerinde çokça yer vermiştir. Çocukluğu, gençliği farklı din ve ırklardan insanlarla birlikte geçtiği için farklılıklara saygı duymuş ve bunu yazılarında çok iyi kullanmıştır.

Akademik hiçbir eğitim almamış olan bu hanımefendi, 1971'de kaleme aldığı ve 1972'de  Sait Faik Ödülü'ne layık görülen "Parasız Yatılı" adlı ilk öyküsüyle dikkatleri üzerine çekmiş ve adından söz ettirmiştir. Edebiyat  çevrelerinde "Hikâyeye saygınlık kazandırdı."  övgüsünü almıştır.

Yıllarca Berlin'e gidip gelmiş ve daha sonrasında Balkanlar macerası başlamıştır.

Hikâye, roman, oyun yazarı senarist ve yönetmen olarak yazdıklarıyla birçok ödüle layık görülen Füruzan'ın 29 Ekim 1932'de  başlayan ömür takvimi 11 Şubat 2024'te son yaprağını dökmüş ve aramızdan ayrılmıştır. 

***


Editör: Nüzhet Ünlüer

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi