DENEME
Giriş Tarihi : 24-09-2026 15:05

Evrensel Fıtrat Yazılımı: Empati / Mehmet Toy

Mehmet Toy -EVRENSEL FITRAT YAZILIMI: EMPATİ

Evrensel Fıtrat Yazılımı: Empati / Mehmet Toy

EVRENSEL FITRAT YAZILIMI: EMPATİ

“Empati, başkalarının duygularıyla rezonansa girme yeteneğidir. Neşeli biriyle karşılaştığımızda gülümseriz. Birinin acı çektiğine tanık olduğumuzda onun acısıyla rezonansta acı çekeriz.” (Matthieu Ricard) Bu yeteneğe sahip olmayanlar varsa da bunlar sağlıklı insanlar değillerdir.

"Birilerine hep kötüsün kötüsün!" dersen o da "Kötüyüm." der çıkar. İyi olmayı hayal bile edemez. "İyisin iyisin." dersen umulur ki iyi olur. 

Bir kasabada zamanın birinde Gülsüm adlı bir kadın evlenir. Eşi ve kaynanası ile beraber bir eve taşınırlar. Onun hayatı kaynanasıyla birlikte geçmektedir. Ancak bir süre sonra kaynanası ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. Sık sık tartışıp kavga etmektedirler. Öyle ki bir süre sonra ev çekilmez dayanılmaz bir cehennem hâline gelmiştir. 

Artık canından bezdiği bir gün, namı çok duyulmuş baba dostu olan baharatçı Bilge Hoca'ya gider. Derdini anlatır, artık dayanamadığını buna bir çare bulursa ne isterse vereceğini söyler. 

Bilge Hoca konuyu anlamıştır.
 “Tamam kızım,” der.

"Ben sana bir çare bulacağım ama aramızda kalacak ve kimse duymayacak." dedikten sonra bitkilerden bir su hazırlar, üzerine bazı sözler okur ve geline verir. Bu sudan üç ay boyunca kaynananın yemeğine azar azar çaktırmadan koymasını ve yedirmesini ister. Böyle yaparsa zamanla kaynanasının âdeta gram gram hastalanıp sonunda takattan düşüp öleceğini belirtir. 
Yalnız zehir, azar azar verilecek ve onu senin öldürdüğünü kimse anlamaması lazım. 

Bu arada Hoca, genç kıza kimsenin şüphelenmemesi için de kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekler yapmasını tavsiye eder. 

Gelin, sevinçle eve döner ve Bilge Hoca'nın dediklerini harfiyle uygulamaya başlar. Yemeklerine azar azar zehirli suyu damlatır. "Kimse şüphelenmesin." diye de ona çok iyi davranır. Hiçbir sözünü üzerine almaz. Kendisi de en güzel sözlerle ona hitap eder. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmiştir, ona öz kızı gibi davranmaktadır. Evde artık barış ve huzur rüzgârları esmektedir. 

Gel zaman git zaman kadın bir vicdan azabı altında hisseder kendini. Yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı Bilge Hoca'nın yolunu tutar. Pişman olduğunu bu işten vazgeçtiğini esasen buna gerek kalmadığını, zira kaynanasıyla çok hoş geçindiklerini söyler. Artık yaşlı kadının ölmesini istemiyordur.

Bilge Hoca, karşısında ağlayarak konuşan geline gülümseyerek şöyle der: 

— Sevgili Kızım, sana verdiklerim sadece vitamindi. Onu zehirlemek yerine bilakis kayınvalideni güçlendirdin. Gerçek zehir senin zihninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça ondan da sevgi dönüşleri aldın. Kavga ve tartışmalar yerini sevgiye bıraktı. Eviniz de bir rahat ve huzur ortamına dönüştü. Sonunda ikiniz de kazançlı çıktınız. 

Kısadan hisse hikâyemiz güzel bir sonla burada bitti. 

Yine ülkenin birinde yeni anayasa yapma çalışmaları yapılmaktadır. Çevresinde çok dobra, doğru sözlü ama saf kalpli olarak tanınan bir adam: "Bana bıraksalar en kısa anayasayı ben yapardım." diye her ortamda söylenip duruyormuş.

Bir gün emekli bir hâkimin dikkatini çekmiş. Hemen onu durdurup sormuş: 

“Söyle oğlum, nasıl bir anayasa yapardın?” demiş.
“Çok kolay” demiş. “Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkalarına yapmayın diyecek kadar temelinde adalet olan bir anayasa. Kanun budur, gerisi sadece yorumlara kalmıştır.”

Hâkim, "Çok doğru söyledin." diyerek sırtını sıvazlamış ve ona teşekkür etmiş.
Bir başkası tarafından takdir edildiğimizde varlığımız bir anlam kazanıyor. Birisi tarafından sevildiğimizde birileri tarafından bize, "Başkalarından farklı olduğumuz özel olduğumuz" hissettirildiğinde naçizane bir değerimizin olduğunu anlarız.

Durun! Şimdi empati kuralım. Biz yukarıda anlatıldığı gibi bize yapılan o güzel davranışlardan mutlu mu olmuştuk? Evet, değil mi? Öyleyse biz de uygun bulduklarımıza sevdiğimizi, onları beğendiğimizi, başarılı bulduğumuzu söylersek ne olur? Onları sevindirmiş oluruz, mutlu olurlar, sevgiyi bulurlar. 

Haydi! Ne duruyoruz öyleyse?

***


Editör: Seher Uslu

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi