DİKİŞ İZİ
…kekre bir tattır dilimde; göçebe masallarım…
…susmuşum,
sahipsiz bir sokağın
çıkmazında,
acının ceplerinde tükenmiş,
külden, dumandan ellerim…
-biraz da sızlamaklı-
sen
de ki o an,
bir rüzgâr esmişçesine
uzaklardan,
habersiz solmuşçasına ötede
göğe tutkun ortanca,
bak,
suları usul usul
çağlamış susmaların,
benim de burada
titremiş içimin tüm
kanatsız yaprakları,
binbir rüzgâr dermişim
binbir rüzgâr;
ta saçlarından kederin,
estirmişim de öylece uzaklardan,
kiminin sıkılmış canı,
kimi çıldırasıya ağlamış,
kiminin dilinde keskin bir dikiş izi,
sen de ki
hani nerde,
hani nerde
bu solgun denizde
kımıl kımıl balık,
nerde yosun kokusu
ellerinin,
-telaşla koşuşturulan iklimsiz yolların-
sor,
neden bir bulut
bu denli
umursamaz olur,
sor,
neden düşlerim
kalandır hep yalınayak,
ertesinde
surlarındaki her yangının,
bekle cevabını
dilimden,
bekle,
sürmez asırlarca
yazılması bir cevabın,
bekle,
çözülür düğümü gecenin
bir heceyle;
ben konuştuğumda
deniz biraz daha çekilir içimden,
bir çocuk uyanır kıyısında,
bekle,
suskunluğumdan bir kapı aralanır,
bir rüzgâr geçer içinden,
ben adını fısıldarım
denizin en dip yerine,
orada
kımıl kımıl
bir balık
inanır
masallarıma
yeniden.














































