DELİ BİR YEL
Boyun eğmeyi yele bile öğretmedim!
Deli bir yel olup estim durdum,
Yağmur, dolu, sonunda kar oldum.
Göğün hırçın dilini kuşandım,
Fırtınayı yüreğimde çağırdım.
Dağların başında savruldum,
Uzak yollara türküler savurdum.
Bir yanım ateş, bir yanım gurbet,
Yüreğimi esen yele emanet kıldım.
Dağlar, önümde diz çöktü,
Irmaklar, adımı haykırdı.
Her adımım bir kıvılcım,
Her soluğum bir bayraktı.
Kimi zaman çığlık oldum gecede,
Kimi zaman sustum bir duada.
Savruldukça anladım ki; insan,
Kendi içinde kopan bir fırtına.
Karanlık üstüme yürüdü,
Ben yıldırım olup yarıldım!
Zincirler pas tuttu avuçlarımda,
Boyun eğmeyi yele bile öğretmedim!
Ve sonra;
Ufukta, kızıl bir tanyeli doğdu.
Kül sandıklarımdan yeniden,
Bir destan gibi doğruldum.
***













































