BİR YAŞLI ÇINARIN HİKÂYESİ
Vaktiyle kasabanın birinde, ömrünü evlatlarına adamış yaşlı çınar gibi duran bir baba yaşarmış. Evlatları büyümüş, şehirlere dağılmış, her biri kendi telaşına düşmüş. Yılın 365 günü ne arayan olurmuş ne soran... Ancak takvimler o malum "özel günü" gösterdiğinde ellerinde pahalı hediyeler ve yüzlerinde sahte bir mahcubiyetle kapıya dayanırlarmış.
"Babalar günün kutlu olsun." deyip bir sarılır, birkaç saat oturup vicdanlarını temize çekerek geri dönerlermiş.
Yine öyle bir gün, evlatları büyük bir coşkuyla kapıyı çalmış. Elleri paketlerle doluymuş. Yaşlı adam kapıyı açmış, hediyelere bakmış ve hiçbirini kabul etmeyerek onları içeri buyur etmiş. Masaya tek bir boş takvim koymuş ve şöyle demiş:
"Evlatlarım... Bana getirdiğiniz bu hediyeler, 364 gün boyunca çektiğim yalnızlığın üzerini örtmüyor. Bir yılı bir güne sığdırıp, 'biz görevimizi yaptık' diyerek gidiyorsunuz. Oysa benim ömrümden kalan her gün, sizinle nefes aldığım gündür.
Ben bir gün hatırlandığım bir hediye değil; her gün çalınacak bir kapı, duyulacak bir 'Merhaba' isterim. Sevgiyi bir güne hapseden, kalan 365 günü zindan eder."
Evlatları o gün anlamış ki gerçek sevgi takvimdeki bir kırmızı dairede değil, her günün içine serpiştirilmiş küçük bir selamda saklıdır.
***













































