AYNI FREKANSTA OLMAK
Modern zamanların neredeyse en çok duyulan cümlesi: "Aynı frekansta olmak."
Sahi kaç kişi anlıyor ki bunu?
Radyo frekanslarıyla karıştıran da var,
"Sanki aynı modda olmak" gibi düşünen de
"Aynı fikirde olmak" gibi algılayan da.
Aynı frekansta olan insan sayısı o kadar az ki.
Kaldı ki samimiyetin ve güvenin bile sorgulandığı bugünlerde...
Belki dünya ile aynı frekanstayız ama insanlarla aynı frekansta olmak zor sanki bugünlerde.
Kimi, "Kahvem yanımdaysa hayat bana güzel."der.
İşte tam da buraya dikkat, kahve güzeldir ama titreşimi en az olan içecek ve aşırı tüketildiğinde anksiyete dahil bir çok sağlık sorununa yol açar.
Araştırılmıştır!
"Sabah kahve içmeden güne başlayamıyorum ben." Diyenler gerçekten kahve içince başlıyorlar mı ki güne?
Son zamanlarda, bir çok insan tüketim çılgınlığı frekansında.
Kimi gıda, kimi haber, kimi ürün, kimi ise birbirini tüketiyor.
Artık bu meşgaleler daha çekici geliyor insana.
Kimsenin de açıkçası pek umurunda değil ruhu ne ister, ne istemez?
Oysa bizi ayakta tutan yegane gücümüz, ruhumuz.
Ruhumuz derin bir uykuda sanki.
Zihnimiz ise bir çok şey'le meşgul ya da yorgun.
Gidip ruhumuzu uyandırıp frekansı hatırlatamıyoruz.
Boyutlar arasında gezinen ruhumuz, bizden bıkmış vaziyette, mesafesini koymuş bizimle hesaplaşacağı tarihi bekliyor kendince.
Her türlü felsefe konuşuladursun, en önemli felsefe insan olma felsefesi, o da unutuldu unutulacak.
Sahi neydi, insan olmak?
Günümüz çok karışık, günümüz bilmece gibi.
Günümüzde çok duygusuz var etrafımızda.
Arada birbirimize güven, sevgi, insanlık, yardım ve empati frekansını hatırlatalım. Yoksa yaşanacak bir dünya kalmayacak çocuklarımıza.
Her daim bir umut vardır.











































