Dünya toz duman…
Düğüm çözüldü, sırları dökülüyor tarihin.
Meğer masallar doğruymuş.
Meğer ne çok acı varmış yeryüzünde.
Bilinmezlikle bilinirlik iç içeymiş.
Hansel ve Gratel okurken ondanmış her seferinde içimdeki huzursuzluk.
Cadı kazanında kaynayan kemikleri resimli kitaplara bakamayışım ondan.
Pan flütlü adamın peşi sıra giden çocuklar mutlu değilmiş meğer.
Alice’nin Harikalar Diyarı’ndaki tuhaflıklara onun için hiç ısınmamış içim.
Peter Pan’ın Olmayan Ülkesi’ne çocukları götürmesi doğru değilmiş belki de.
Meğer dünyada masal ve gerçek aynıymış.
Biz okuyup durmuşuz temiz çocukluğun demlerinden beri.
Meğer iyiler çoğalsın diye dua ederken kötüler nasıl da can yakmaktaymış.
Ah insanlık!
Ah dünya!
Nasıl da perde perde örtülü yüzün.
Aralandıkça karanlık çıkıyor içinden.
Açtıkça kötülük saçılmakta.
Ve biz seyreyliyoruz elimizdeki küçük pencerelerden.
Sayfa sayfa acıyı.
Şaşkınlıkla…
Pişmanlıkla…
Çaresizlikle…
Gözyaşıyla…
Utançla…
Var mı iyilerin kazandığı masallar?
Yazar mıyız hep beraber?
Sonra okur muyuz, okutur muyuz?
Temiz bir geleceğe ayna olur muyuz iyilikleri çoğaltarak?
Hafta sonu tüm bu cümlelerin peşine düşerek kitabımın sayfasını araladım.
Pencerem güneşi yakalayıp yüreğimi ısıtsın istedim.
Kış güneşinin anlığında yakalanmış fotoğrafımla yazdığım cümleleri bıraktım buraya…
Her şeye rağmen var mıyız temiz masallar yazmaya?
***
