ZİNCİR
Sana duyduğum sevdanın son deminde
Ezberlerim mahçup,
İçimde engel olamadığım heyecan.
Afacan çocuğun
Ana fiskesine teslimiyeti gibi,
Aldım götürdüm kendimi.
Eski paltomun,
Kendisi ile yüzleşmekten çekinen
Yırtık cebinde saklıydı ıslak kağıt.
Dedim ya,
Tüm ezberlerim mahçup.
Yağmura bezenmiş kelimeler,
Saçlarına asılmış rüzgarla umutlanırken,
Balçığa bürünmüş menzilimin karanlığı
Göz kapaklarından akan ışığa hasretti.
Yürüyemeyen yollara düşmüş
Ceylan ürkekliğindeki yüreğim.
Kelebek uçmağındaki baharlara
Uzak yakarışlarla kırılırken,
Kuruyan dudaklarımda emanet cemre.
Hava ayaz mı,
Güneş yangınları mı dalıyor adımlarımı?
Titreyen dudaklarım da daralıyor nefesler.
Oysa,
Kaybetme korkusunu
Unutulmuş kentin sokaklarında
Bırakmıştım ben.
Kaç öksüz kimliğim oldu,
Kaç yalnızlık kundaklamıştım bilinmez.
Kaç kez…
Kırık kiremit altında mitil oldum.
Kaç kez…
Kör kurşunun önüne attım
Emanet bedenimi.
Yürüyemeyen yollara düşmüş
Ceylan ürkekliğindeki yüreğim.
Kırdım tüm zincirleri,
Azat ettim tüm heceleri.
Ben bana ırak,
Ben sendeki iklimlere teslim.
***













































