ŞİİR
Giriş Tarihi : 08-09-2026 15:25   Güncelleme : 08-09-2026 15:48

Tam / Deniz İmre

Deniz İmre -TAM

Tam / Deniz İmre

TAM

sistir,
dumandır,
kendi sesinde yankısını bulan
yakarışlar gibi
bitmededir
gün de,
bitmede;
uzun
öyküler gibi
üstüme
çöken ağır gecede,
tam otuz altı bin beş yüz yirmi beş gündür
bir anlatıcı beklerken
yanımda eğleşen
dipsiz kuyu,
ötede
suya hasretken
esir kaktüs,
kuma gömdüğüm
arsız güneş;
hem de
çölün dilsiz
ikliminde…

— sonra
bozdu
gecenin orucunu,
ayaklarının 
dikenlerine
battığı
ıssız kum…—

dinlemiştim
ama olsun,
sen anlat
yine,
nasıl alt etmişti
Tepegöz’ü
Basat;
ya da
önce hangi
yanağından öptü
Pyramus
Thisbe’nin,
çölün
hangi bilinmez
kuzeyindeydi
atıldığı kuyusu
Yusuf’un;
Yakup’un
hani
dipsiz gözlerindeki…

öykülerini de
getir sen
demiştim,
unuttun mu,
senin
sudan ellerin vardı
yalnızca
yeşiller avuçlayan,
— ki yeşile düşkünlüğüm de bu yüzden—
yiterken ömrüm
kavruk
parmaklarının
arasından…

— sayamadım kaçtır bu,
senden dinlediğim…—

suskunum,
(s)usuma
pelesenk olmuş
bir darbımesel gibi
sayıklıyorum öylece
dilimi kesen
tüm kelimeleri…
uykular yetmiyor ki
susmaya;
nere sussam
artık binbir güneş,
yöresi…

gün gün saydım
tam tamına
yüz yılı,
ne artığım artık
bir tek nefese,
ne de fazla;
aldığım…
ne yana dönsem
aynı çöl,
aynı bekleyiş,
aynı kum,
tam da
eski cümleler gibi;
dişlerimin arasında
ölesiye
yorduğum…

ne çıngırağı
bir kervanın
duyar sesimi,
ne susuzluktan çatlamış
bir deve izi
uğrar yanıma.…
artık çaresizliği
Yusuf’un,
bana kavuşmaz,
çölün göğsündeki
atıldığım kuyuda
beni
bin Yakup bile
bulamaz…

***
 
                                                                              

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi