MUALLİM NACİ / (1850-1893)
"Mümkün olaydı avdet ederdim sabâvate"
Avdet etmek: Gittikten sonra geri gelmek, dönmek.
Sabâvet: Çocukluk, sabilik.
Tanzimat edebiyatı yazar ve şairlerinden Muallim Naci'nin hayatını anlatmaya başlamadan önce 1800'lerin Osmanlısı'na ve Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği döneme kısa da olsa göz atsak iyi olur.
Siyasi, askeri ve mali gücü iyice azalıp her bakımdan darboğaza giren Osmanlı için 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı, III.Selim ve II.Mahmut'la başlayan Batılılaşma sürecini kısa süreliğine de olsa hızlandırır. Mutlak iradenin kendi isteğiyle yetkilerini sınırlandırıp tebaasına adalet önünde eşitlik vermesi neredeyse tarihte bir ilktir. Padişahın iki dudağı arasından çıkan kati kararlara alışık toplum, bu dönemde"adalet" kavramıyla tanışır ancak halkın bunu benimsemesinin daha zamanı gelmemiştir. Tanzimat Fermanı'yla padişahın, son kararı verirken kanunlara uyma mecburiyeti ve eskiyen düzenin yeniden inşası sırasında askeri, hukuki, ekonomi ve eğitim alanında yapılacak düzenlemelerin yine kanunlarla garantiye alınması esastır.
Tanzimat Fermanı'nın etkisi doğal olarak toplum hayatına ve edebiyata da yansır. Günlük hayatta sarıklı ve şalvarlı gezen Osmanlı erkeği, II. Mahmut döneminde fes ve pantolonla tanışmasına rağmen bu kıyafetlerin kabullenilmesi Tanzimat dönemine denk gelir.
Osmanlı için yeni bir yazı çeşidi olan makaleler, gazete ve dergilerde yayınlanmaya başlar. Fransız Devrimi'nin etkisiyle ağırlıklı olarak hürriyet ve adalet kavramları üzerine yazılan bu makalelerin dışında Tanzimat edebiyatçıları anı, günlük, hikâye, roman, gezi ve tiyatro türünde eserler de yazmaya başlarlar. Fransız edebiyatindan çeviriler yaparlar. Eğlence hayatında ise Karagöz, meddah ve ortaoyunu'yla birlikte Batılı anlamda tiyatrolar perdelerini açar; hem kendi yazdıkları hem de uyarladıkları oyunlar seyircilerin beğenisine sunulur.
Peki, "Kimdir bu Tanzimat Edebiyatçıları?" diye sorduğumuzda Batılı anlamda ilk komedi olan Şair Evlenmesi'nin yazarı İbrahim Şinasi'den başlayabiliriz. Devamında Vatan Şairi Namık Kemal, Harabat adlı şiir antolojisiyle Ziya Paşa, Araba Sevdası'nın yazarı Recaizade Mahmut Ekrem, Makber'in şairi Abdülhak Hâmit Tarhan ve Samipaşazade Sezai'yi hatırlayıp Serveti Fünûn öncesinde yine Tanzimat Edebiyatı ikinci dönem edebiyatçılarından Muallim Naci, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Cevdet Paşa, Ali Bey ve Nabizade Nazım'ı söylememiz gerekir. Ve gelelim Muallim Naci'ye.
Muallim Naci mademki öğretmen, onun ilk önce öğretmenliğini vurgulamak isterim. 1850'de İstanbul'da doğan Muaallim Naci, küçük yaşta babasını kaybedince ailesiyle birlikte Varna'ya dayısının yanına gider. Orada medrese öğrenimi görüp Arapça, Farsça ve hat dersleri alır, Varna Rüşdiyesi'nde ikinci muallimliğe başlar. Bir dönem Mutasarrıf Sait Paşa’nın kâtipliğini de yapar ve onunla birlikte görev icabı Anadolu ve Rumeli'de birçok şehre gider. İstanbul'a döndükten sonra Mektebi Hukuk, Galatasaray Sultanisi ve Mülkiye Mektebi'nde ders verir. Muallim Naci; edebiyatımızın iki değerli isminin, Mülkiye Mektebi'nde İstiklal Marşı'mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy ve Galatasaray Sultanisi'nde Tevfik Fikret'in edebiyat öğretmeni olur.
Abdülhamit zamanında resmi tarih yazıcılığı da yapan Muallim Naci bir süre sonra ders vermeyi bırakıp kendisini tamamıyla edebiyata adar. Divan edebiyatından gazel, kıta, mesnevi türünde eserler kaleme alır. Tercümanı Hakikat ve Saadet gazetesinde edebiyat ve eleştiri yazıları yayınlanır. Arapça, Farsça ve Fransızca'dan çeviriler yapar.
Edebiyatımızda anı-hatıra türünde ilk kitap diyebileceğimiz, kendi çocukluğunu anlattığı Ömer'in Çocukluğu'nu yazar. Muallim Naci kitabında Ömer'i, bir edebiyatçının düşünce ve bakış açısıyla değil de sekiz yaşında küçük bir oğlan çocuğunun ağzından anlatır. Kitapta sadece bir bölümde, karanlık korkusunu anlatırken Mutasarrıf Sait Paşa’nın kâtipliğini yaptığı yetişkinlik zamanına ithafta bulunur. Onun dışındaki yazıların hepsi özlem duyduğu çocukluğundaki evi, ailesi, mahalle mektebi, okuduğu ilk hikâye, arkadaşları, çocuk haylazlıkları, sokaktan geçen bir satıcı, mahalledeki komşular ve tanıdıkları üzerinedir.
Burada, "Merdivenden Düşüşüm" adlı bölümü paylaşarak Ömer'i daha iyi anlatabilirim diye düşünüyorum.
"Yine bahçede yaşadığı olaylardandır: Bir gün ağabeyim üzümleri olmaya başlamış olan asmaların birine merdiven dayamış üzerine çıkmıştı. Onu görünce ben de heveslenerek yavaş yavaş tırmanmaya başladım.
Ağabeyim üzüm koparmakla meşgul olduğu sırada ben merdivenin ikinci veya üçüncü basamağından aşağı yuvarlanıverdim. Alnım büyücek bir taşa çarptı.
Feryadımı işiten ağabeyim hemen yetişerek beni kaldırdı. "Anne! Ömer'in alnı yarıldı!" diye haykırarak beni anneme götürdü. Kan burnumun ucundan akıyordu.
Annem çok fazla telaşlandı. Ağabeyime bir sürü söz saydı. Alnımı sardıktan sonra beni minderi üzerine yatırarak üstümü örttü. Uyumuşum.
Uyandığım vakit babamı başımın ucunda buldum. Yaralı Ömer'in öyle yatışı kendisini çok duygulandırmış olmalı.
O yaranın izini hâlâ sağ kaşımın üzerinde taşıyorum".
Lugatı Naci'yi hazırlamaya başlayan ancak daha genç sayılabilecek bir yaşta, 43 yaşında vefat eden Muallim Naci'nin bu sözlüğünü Müstacabizade İsmet tamamlar. Kerime Nadir'i anlattığım geçen ayki yazımda, dolaylı da olsa eseriyle yani Lugatı Naci ile adı geçen Muallim Naci'nin, şimdi okuduğunuz yazımın öznesi olacağı hiç aklıma gelmezdi. Ne demek istediğimi anlamaya çalışan bakışlarınızı görür gidiyim, daha fazla uzatmadan hemen açıklayayım, şöyle ki:
Geçen yazımda Kerime Nadir'in annesi, kızının kitaplara ve okumaya meraklı olduğunu anlayınca bilmediği kelimeleri öğrensin diye ona Lugatı Naci aldığından bahsetmiştim. Bu kısacık anekdotla geçen yazıda Muallim Naci'yi, şimdiki yazımla da Kerime Nadir'in adını anmak açıkçası hoş bir tesadüfün oldu benim için.
Yazımın sonlarına yaklaştıkça aslında hâlâ Eski-Yeni, Demdeme-Zemzeme meselesini bir türlü anlatamadım, farkındayım. Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem'in edebiyat tarihine geçen, gittikçe ağır ithamlara varan, büyüdükçe içine çevresindekileri de mıknatıs gibi ceken meşhur edebi tartışmaları...
Hayatın olağan akışında "Eski" ile "Yeni"nin karşı karşıya gelmesi geçmişte vardı, günümüzde var ve gelecekte de var olacak. Eskiden kopamayanlarla yeniyi savunanların çekişmesi, günlük hayatta ve siyasette olduğu kadar kültür, sanat ve edebiyatta da var olan bir gerçektir. Tabii burada yeninin peşinde olanların her zaman ilerici, geçmişi savunanların da her zaman gerici olmadığını eklemekte fayda var.
Gelelim Tanzimat Edebiyatının ikinci döneminde "Kafiye göz içindir" diyen Muallim Naci ile "Kafiye kulak içindir" diyen Recaizade Mahmut Ekrem arasında yaşanan “Eski-Yeni” tartışmasına.
Divan Edebiyatına oldukça hakim Muallim Naci, geleneği sürdürmek amacıyla eski tazda yazdığı şiirlerinde aruz vezni ve kafiyeye çok önem verir. Edebiyatta Batılılaşmaya karşı çıktığı için de gericilikle suçlanır. Halbuki yeniliklere kendini kapatmayıp sade bir dille ve hece ölçüsüyle şiirler de yazmış ve bu alandaki hakimiyetini de göstermiştir.
Muallim Naci, Saadet Gazetesi’nde kaleme aldığı “Demdeme” adlı yazı dizisiyle Recaizade Mahmut Ekrem'in “Zemzeme”sini eleştirince Tanzimat edebiyatının ikinci döneminin meşhur Demdeme-Zemzeme tartışması başlar. Ancak eleştirinin dozu gittikçe artar ve Muallim Naci ağır ithamlarla dolu kişisel saldırıya geçer. Bunun üzerine Recaizade Mahmut Ekrem, Saray'a gidip padişahın huzuruna çıkar ve Muallim Naci'den şikayetçi olur. Ve nihayetinde Muallim Naci'nin gazetedeki yazıları padişahın emriyle durdurulur.
Yazımı, Ömer'in Çocukluğu'nun Önsöz'ünden şu cümlelerle bitirmek istiyorum:
"Tanzimat'tan Serveti Fünun'a uzanan yolda her iki dönemin de izlerini takip edebileceğimiz bir isim de Muallim Naci'dir. Muallim Naci, Tanzimat'la birlikte başlayan edebiyatı modernleştirme/ Batılılaştırma sürecinde özellikle şiir açısından tartışmalı ve de yanlış anlaşılan bir isim olmuştur. Eski şiiri iyi bilmesi ve tartışmalarda savunması, onu eski şiirin temsilcisi konumunda bıraksa da aslında Muallim Naci yeniyi de anlayan, yeni tarz şiirler de yazan biridir... " (Sayfa: XXI)
Muallim Naci'nin Eserleri
Âteşpâre (Şiir)
Şerare (Şiir)
Fürüzan ( Şiir)
Ömer'in Çocukluğu (Hatıra)
Medrese Hatıraları (Hatıra )
Lugati Naci (Sözlük)
Demdeme (Eleştiri)
Heder (Tiyatro oyunu)
Osmanlı Şairleri
Islahatı Edebiyye (Edebiyat Terimleri)
Kaynaklar:
Ömer'in Çocukluğu, Muallim Naci
Türk ve Dünya Edebiyatçıları, 3.Cilt, Aziz Çalıslar.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.












































