ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 18-12-2022 15:17

Merve

Yazan: Birsen Yurdakul Tomurcuklu -MERVE

Merve

MERVE

Merve orta halli bir ailenin en büyük çocuğuydu. Üniversiteye gitme hayaliyle çok çalışıyordu. Çocukluğunda arkadaşlarıyla oynarken o hep kutulardan evler yapar, içini dışını özene bezene süslerdi. Merve’nin hayali çok iyi bir mimar olmaktı.

Bir yıl önce mimarlık bölümünü(hem de iyi bir üniversiteyi) kazanınca dünyalar onun olmuştu. Bu yıl ikinci sınıftaydı, büyük bir istekle derslerine çalışıyor hedefine ulaşmayı amaçlıyordu. Fırsat buldukça, memlekete ailesinin yanına gidiyor, özlem gideriyorlardı.

Selçuk’la aynı bölümdeydiler, zamanla aynı grupta arkadaş oldular. Birlikte geziyor birlikte çalışıyorlardı. Selçuk ona bir gün:

-Merve bu gün bir toplantıya gideceğim sen de gelirmisin? gelmeni çok isterim.
-Nasıl bir toplantı? bilemedim şimdi.
-Sen gel bak seveceksin orda beraber olacağız.
-Peki hatırın için geliyorum.

O akşam gittiler. Konuşmacılar çıkıp arka arkaya konuşuyor, kalabalık çılgınca alkışlıyor, tempo tutuyorlar. Alkışlar tezahüratlar alkışlar…

Bu toplantılar sürekli oluyor, bazen il dışına çıkıyorlar, yeni gruplarla tanışıyorlar, fikirler ve tartışmalar… çember durmadan büyüyordu.

Merve artık ailesinin yanına daha seyrek gidiyor daha çok telefonla arıyordu. Devamlı bahaneler buluyordu. O gün de annesiyle konuşurken:

-Anneciğim ben bu hafta da gelemiyorum, sınavlarım var. Çok çalışmam lazım.
-Kızım! artık çok seyrek geliyorsun.
-Annem zaman bulamıyorum yoksa ben de hepinizi çok özlüyorum.
-Kızım ben geleyim o zaman.
-Annem şu sınavları bir atlatayım hemen geleceğim, biliyorsun evde arkadaşlar da var yalnız kalmıyorum ki! Sabret biraz ne olur.
- Tamam kızım ama hepimiz seni çok özledik. Kardeşlerin de baban da çok özledi.
-Ben de annem ben de… Sınavlarım bitsin hemen geleceğim, o zaman hasret gideririz.
-Peki kızım öpüyorum seni, kendine dikkat et ne kendini ne de bizi üzme olur mu kızım?
-Tamam anneciğim siz merak etmeyin, ben de hepinizi öpüyorum. 

Merve telefonu kapatınca derin bir nefes aldı. Akşam yemeğinde Selçuk’la buluştular. Uzun bir zamandır birbirlerine daha yakındılar. Fakat ikisi de açılmıyor dersler, toplantılar sürüp gidiyordu. Bir çarkın içine girmişler, o çark her gün daha hızlı dönüyordu. 

Selçuk’la  o akşam biraz sohbet ettiler. Sınavlardan, kitaplardan, toplantılardan, konuşulanlardan ve fikirlerden konuşuyorlar, konunun içine daha çok giriyorlardı. Belli ki Selçuk uzun zamandır bu çarkın içindeydi. Merve de ona duyduğu sevgi ve güvenle, onun konuşmaları ve telkinleriyle daha çabuk kabullenmişti. 

Anlatılanları haklı buluyordu. Anlatırken konuşmalar alevleniyor, derinleşiyordu. Konuşurken Selçuk bir şey söyleyecekti de söyleyemiyor hep erteliyor gibiydi. Merve bunu hissediyordu. Selçuk konuşurken aniden durdu, sabırsız bir hali vardı:
-Merve beni dinler misin biraz?
-Dinliyorum…
-Uzun zamandır konuşmak istiyorum seninle, fakat bir türlü cesaretimi toplayıp konuşamadım.
Kalktı Merve’nin ellerini tuttu.
-Merve seni seviyorum, benimle evlenir misin?

Merve  şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırdı, kısa bir şoktan sonra. “Nasıl?" diyebildi:

-Okulumuz var. Bitmesine daha iki yıl var. Sonra ailelerimize nasıl söyleyebiliriz böyle bir şeyi.
- Bitiririz okulu bitiririz. Ailelerimize de söyleriz.
Merve bana önemli görev verildi. Bunu reddetmek olmaz gidelim…Sonra her şey kolay , her şey yoluna girer İnan bana.

Aradan bir ay kadar zaman geçti, bu arada Merve ailesini çok seyrek aradı. Son aradığında:

-Anne ben buralardan gidiyorum sık arayamazsam beni merak etmeyin. Ben sizi arayacağım. Sizi çok seviyorum.

Annesinin konuşmasına fırsat vermeden kapandı telefon. Bir kaç ay sonra tekrar aradı annesini, annesi telefon numarası isteyip ağladıysa Merve telefon numarası vermedi:

-Ben ararım anne Avrupa’dayım iyiyim dedi ve telefonu kapattı.

Aradan aylar geçtikçe Merve’nin sesini daha seyrek duyuyorlardı. Daha sonra telefon da gelmez oldu. Durumu bütün emniyet güçlerine bildirecek neresi varsa hepsine bildirdiler, kızlarının bulunması için.

Ne olmuştu kızlarına yaşıyor muydu? Neredeydi? kaçırılmış mıydı? Koca bir bilinmezlik kuyusu aileyi perişan etmiş, içine çekmişti. 

Gün geçmiyordu ki haberlerde terör olayları, çatışmalar verilmesin. Yürekleri boğazında dinliyorlardı haberleri. "Olmaz." diyorlardı, olamaz. Ne işi olur terörle Merve’nin yine de can kulağıyla haberleri dinliyorlardı. 

Endişe içlerini bir kurt gibi kemiriyordu. Hayatta en zor şey en büyük işkenceydi belirsizlik. Bunu bütün aile iliklerine kadar yaşıyordu, çok acımasızcaydı.

Annesi o gün yine haberleri pür dikkat dinlerken dondu kaldı. Terör örgütünden bir grup baskında yakalanmıştı. Aralarında Merve’yi gördü. İnanamadı, “Hayal mi gördüm?” dedi. Gözlerini ovuşturup tekrar baktı. Kulakları uğuldadı, duymadı daha fazla, olduğu yerde yığılıverdi yaşlı kadın.

Terör ulaşabildiği nice masumlar gibi onları da yakmıştı.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi