ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 15-09-2024 15:39

İçindeki Düşman / Kenan Gül

Yazan: Kenan Gül -İÇİNDEKİ DÜŞMAN

İçindeki Düşman / Kenan Gül

İÇİNDEKİ DÜŞMAN

Uzun süredir akşamları ilave mesai yaparak aldığı yüzük yerinde mi acaba kaygısıyla cebini kurcaladı.

Eli kadife kutuya temas ettiğinde, gururla karışık bir aydınlık sardı yüzünü.

Artık bu ilişkiyi taçlandırmanın zamanı gelmişti. Bugün, evlilik teklifi yapacaktı. Bu nedenle biraz gözden uzakta bir masa seçmişti. Gerçi masa gözlerden uzak olmasına uzaktı ama üstünde güneşi engelleyecek ne bir ağaç ne de bir şemsiye vardı.

Karşısında oturan genç kızın gözlerine baktı. Yeniden gülümsedi. Güneşin etkisi uygun cümleleri bulamama telaşıyla birleşince terlemeye başladı. Arka cebinden çıkardığı ana yadigârı mendille alnında biriken damlaları silerken sıkılgan bir tavırla;
"Bugün hava çok sıcak" diye söylendi.

Genç kızın gözlerinde bir şaşkınlık belirdi. Ne demek istemişti ki adam "acaba" diyerek el çantasından çıkardığı deodorantı koltuk altlarına sıkmaya başladı. Oysa kokmuyordu. Peki o zaman genç adam ne demek istemişti.

Başını önüne eğdi, beyninde sürekli dolanıp duran "Bugün hava çok sıcak." cümlesi.

Yoksa araya mesafe mi koymak istiyordu. Zaten uzun zamandır akşamları onu ihmal ediyor, buluşmamak için sudan sebepler arıyordu. Evet evet, kesin böyleydi.

"Bugün hava çok sıcak"...

Sormalıydı, başka birini mi bulmuştu acaba? Neden olmasın ki, erkek milleti değil mi? Tam o sırada üzerlerinden geçen hızlı buluttan tek bir yağmur damlası düştü genç kızın kirpiğine.

Başını yukarı kaldırdığında bulut çoktan gitmişti. Genç kız o tek damlayı ilahi bir uyarı gibi algıladı.

“Tamam işte" dedi içinden. "Bu ilişki devam ederse gözlerim yaştan kurtulmayacak."

Genç adamın şaşkın bakışlarına aldırmadan alelacele toplandı. Zaten arkadaşları da uyarmamış mıydı. Hızla kalktı.

"Sana mutluluklar." diyerek çabuk adımlarla uzaklaşmaya başladı.

Genç adam nutku tutulmuş vaziyette kızın ardından uzun süre baktı. Yanlış aradı, hata aradı. Hiçbir taş yerine oturmuyordu.

Adam uzun zaman genç kızın oturduğu sandalyede takılı kaldı. Kafasının içinde oluşan binlerce sorunun hiçbirine mantıklı cevap bulamıyordu. Üzülmek ve ezilmek arasındaki terazide dik durma çabası çok anlamlı mıydı sanki. Öylece gitmişti işte.

Yerinden kalktı. Masadan uzaklaşma isteği ağır basıyordu. Başı önünde yürümeye başladı. Az ilerlemişti ki, ilerideki masada oturan genç çiftin neşeli konuşmaları ilgisini çekti. Ortamın sihirini bozmamak için ayak uçlarında yanlarına yanaştı. Cebindeki kadife kutuyu çıkardı. İki gencin ellerini masa üzerinde birleştirip avuçlarına bıraktı. Parmaklarını dudaklarına götürüp susun işareti yaparken ağzından dökülen cümle; "Bazen gerçekten hava çok sıcaktır. Böyle bilin, başka anlam yüklemeyin."

Gülümseyerek döndü arkasını. Yolu, geldiği yere çıkıyordu.

Yaşam bu kadar basittir, gerçektir. Senaryolar ise kuruntu. Hava gerçekten sıcaksa, bundan başka manalar  çıkarmayın. Yazıldığı gibi söylendiği gibi anlayın. Yoksa içinizdeki düşmanla sırdaş olursunuz.


Editör: Suna Türkmen Güngör

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi