HAZAN
Ömür takviminin ilerleyişini uzaktan izlercesine,
Hayranlıkla seyredilen vakitlerin en nazlısı sonbahar.
Ne çok şey anlatır aslında;
Oyunlarla avutulan hayatın arasında,
Tıpkı ikindi vakti kerahete girmiş zaman gibi.
Huzur kokarken tefekküre götüren,
Hüzünlendirirken sükûta erdiren,
Teslimiyete sevkederken şükre ulaştıran vakti hazan!
Tabiatın seyrinde,
Tohum iken filizlenmenin sığınışı
Yeşerip dal salmanın, savrulmadan sağlam ve dik duruşu.
Meyvelenip dibinde gölgelendirmenin vefa ve sadakati.
Yere düşen yaprağın ölüm gibi aciz oluşu düşer aklıma
Tıpkı insan gibi.
Toprakla başlayıp toprağa giden bu hayat yolculuğunun,
İntizam içindeki düzeninde ilerlerken;
Başlangıçtan, varış noktasına kadar yol alan tohum tanesi gibi
Var olan, hikmeti gören ya da göremeyen;
İnsanoğlunun intibasi kalır sadece azığında.
Toprağa düşmüşsen eğer yolcuydun bu âlemde,
Yol ise belliydi.
Ya kısa olurdu
Ya da uzun.
Kimi isyana dalardı,
Yaprak döken ağacın yeniden yeşereceğini bilmeden.
Kimini de umuda götürürdü güzde açan gül gibi.
Filizlendiren de
Solduran da
Yaşatan, sonlandıran da
Güldüren, ağlatan da O idi!
***














































