GÖÇ ÇİÇEKLERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Açınca yaylada göç çiçekleri
Saadet adına koru bir başka
Sergilerken güzelliği dağlarda
Kanını kaynatan harı bir başka
Tanrı’dan hediye en güzel sunu
Can verir dağlara renklerin tonu
Açarken yollarda yaylanın sonu
Renklerin içinde moru bir başka
Gökyüzüne kara bulut ağınca
Bulutlardan gözyaşını sağınca
Hele bir de hele yağmur yağınca
Hüzünlü olsa da sarı bir başka
Renklerin tonunda çeşniler sunar
Güzellik adına göz feri yunar
Kelebekler gelir üstüne konar
Toplayan güzelin arı bir başka
Ateşler yanarken kurulur oyun
Manası bir başka düğünün toyun
Duyunuz ağalar sizler de duyun
Oyunlar içinde barı bir başka
Yakılır ateşler kaynar kazanlar
Kös gelmiş oturur hakanlar hanlar
Ateşin üstüne atlayan canlar
Vururken dizine narı bir başka
Sokunca çiçekler süsler kulağı
O zaman gururu eritir dağı
Belli ki sevme ve sevilme çağı
Bakarken güzelin kuru bir başka
Yiğitler silkinip ata binince
Heyecan başlıyor inceden ince
Şaklatıp kırbacı anı gelince
Atların içinde doru bir başka
Açtı göç çiçeği kervan yürüdü
Yağız atlar yularını sürüdü
Aydın'lım başını efkâr bürüdü
Yapılan işlerin zoru bir başka
***















































