BEN ADAM OLDUM MU ANNE
Bütün öfke fırtınalarımı yüreğime hapsettim,
Kurumuş ağaç dallarında yaprak yok anne!
Avuçlarımın arasında senden kalan,
Son, siyah beyaz fotoğraf uçup gitmesin diye
Alacakaranlık rüzgârları sırtıma dayadım ben.
Titriyor ellerim...
Gözlerimden akan kuru damlalar,
Yeniden tomurcuklanır mı acep içine girilemeyen resmin gölgelerinde?
Sen daha iyi bilirsin,
Ben adam oldum mu anne?
Küllenmiyor hasretin.
Bak,
Kelebek tadında okşadığın saçlarıma karlar yağıyor.
Son dördünü yaşıyor geceye düşen ayım.
Sen gittin gideli,
Büyümeyi unuttum ben.
Unutulmuş eşikler esir aldı bakışlarımı.
Kucağında dünyaya dans ederken
Yokluğunda yürümeyi unuttum ben.
Olmuyor işte anam!
Çok eksiğim, kalabalık yollarda.
Ayaklarımın bağları kör düğüm.
Bir söz bekliyorum,
bıraktığın ceviz sandıktan;
O da susuyor,
Hiçbir ağrıma deva olmuyor.
Yorgunluk, hasret ve suskunluk...
Soğuk mermer, cevap vermiyor.
Oğlumun gözlerine düşmüş yaşların.
Korkarak okşadım buğday tenini.
Derin bakan gözlerinden aldım haberini.
Ardında kalmasın kuşkulu nazarların.
Yokluğunda,
Oğlumla yeniden büyümeyi öğrendim ben.
Hasretini onda dinlendirmeyi öğrendim ben.
***















































