ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 21-09-2023 18:02   Güncelleme : 21-09-2023 18:13

Beklenmedik Sevda / Kenan Gül

Yazan: Kenan Gül -BEKLENMEDİK SEVDA

Beklenmedik Sevda / Kenan Gül

BEKLENMEDİK SEVDA

“Dur, bekle.” dedi yaşlı adam. Tükürüğüyle ıslattığı elleriyle saçlarını sıvazladı. Yaşlı, beyaz, bir o kadar da asi saçlarını kulak arkasına hapsetmeye çalışırken kendince söyleniyordu:
-Bu adamda daha çok iş var…

Aslında hiç işi olmamıştı. Köyünden, büyük şehirlere esen o yalancı rüzgârların arkasına takılmış, “O şehir senin, bu kasaba benim.” diyerek, dolaşıp durmuştu. “Şehirli gibi olma” telaşı o kadar ağır basıyordu ki, birçok işi küçümsüyor, elde ettiği gündelik kazançları da akşamları şen şakrak ortamlarda harcayıp bitiriyordu…

Bir keresinde kenar kasabalardan birinde “kalıcı” olmaya bayağı heveslenmişti. Sabahları amele pazarına giderken ahşap balkonlu mütevazı evin kızının yüzünde sıradan bir gülümseme yakalamıştı. O gün, “dolunay” doğmuştu yüreğine…

Genç kız için sıradan olan bu gülümseme, onun içinde hiç dumanı olmayan bir yangına dönüşmüştü.

Yemeden, içmeden kesilmişti. Uyku ise yerini “kuşkulu acabalara” bırakmıştı. Zaman, o evin önünden geçtiği üç, beş dakikada kilitlenmişti.
Olmadı, olamadı… Evi yoktu, daha önemlisi sigortalı bir işi yoktu. “Aşk, karın doyurmazdı.” Böyle demişti aracılar. Sanki bunlar olunca cennet tamam mı oluyordu?

Sahi, sevmek, gönül vermek için bunlar şart mıydı? Yirmi sekiz yaşında, tuttuğunu koparabilecek kadar heybetli, bir çimento torbasını duraksamadan on kat yukarıya taşıyacak kadar kuvvetliydi… 

Bakamaz mıydı ocağına? Bakardı, bakmasına da uzak durmayı yeğledi. Sanki sorumluluk biraz ağır geldi. Bir de üzerine hiç sahip olamadığı o “özgürlük” düşüncesi eklenince; “Olmasa da olur.“ deyiverdi.

Kendini haklı çıkarma çabalarının gölgesinde kaldı hisleri... Neydi ki iki somun ekmek?
Birbiri üzerine devrildi seneler. Azar azar alıp götürdüler nefeslerini de… Fark edemedi. Fazla da direnmedi. Saldı kendini “sıra dışı sıradanlığa...” Bulutlar beyaz, gökyüzü hep mavi değil miydi? Cebinin bir köşesine özenle gizlediği, beş metrelik kaput bezi parası vardı ya… Yine de uzun bir “Keşke!” diyerek hayıflandı…

Sonra elinde fotoğraf makinesi olan kıza seslendi belli belirsiz:
-Şimdi çek. Bari bu kalsın geriye…

Editör: Hamit Gözümoğlu 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi