Sen yoksun diye
Suskun bu şehrin sokakları.
Ağaçlar suskun,
Taşlar suskun,
Gökteki kuşlar suskun.
Deniz çekilmiş kıyılardan,
Dalgalar vurmaz olmuş sahile.
Ay, yüzünü saklıyor zifiri gecelerden,
Yıldızlar aydınlatmıyor gökyüzünü.
Sen yoksun diye,
Güneş yeni umutlara doğmuyor artık tan yerinden.
Bulutlar,
Bereketli yağmurlarını dökmüyor
Çorak topraklara.
Sanki hüzün tohumları ekilmiş bu kadim kentin lal olmuş sokaklarına.
Her şey sağır ve dilsiz bu şehirde sen yokken.
Artık kuşlar şakımıyor sabahın doğuşuna.
Serin rüzgârlar esmiyor hüzün dolu yüreklere.
Zaman durdu, saatler yerinde sayıyor.
Ben hâlâ bıraktığın yerdeyim.
Takvim yaprakları düşmüyor ömrün defterine;
Ne bir şarkı dokunuyor gecenin sessizliğine
Ne de bir düş dokunuyor yorgun gözlerime.
Sen yoksun diye küskünüm
Özgürlüğümü kısıtlayan her şeye.
Küskünüm, dumanları baş tacı yapan dağlara.
Küskünüm, günlerime doğmayan güneşe.
Küskünüm, zamanında açmayan çiçeklere.
Küskünüm işte...
Küskünüm!
***














































