MASAL
Bir masal anlatırdı gecede rüzgâr
Taşırdı sözleri
Irmaklara sarıp dağlara sürüp
Çiçeklerle boyayıp harfleri
Ölümlerle besleyip kederi
Kekikten umutlar sinerdi cümlelere
Herkes duyardı gece rüzgârın ıslığını
Bir tek
Yüreği duymaya hasret olanlar bilirdi bu dili
Bir tek gönülden sevenler
Yürekten yananlar hani
Kimi kanardı masala
Kimi sorgulardı sancı yeşertip şafağa
Bir varmış bin yokmuş diye başlardı masal
Yoklukta bölüşerek çoğalanların anlatısıymış bu
Sevgiden banıp aşka doydum zannedilen vakit yani
Olmadı tırtık tırtık çalarken başkasından
Zaman diye başlayan bir de yalan da varmış
Giyilmeden yıpranan
Tadılmadan takvimlerden koparılan
Soyunurken adı büyük gölgeler
Utanmadan, haysiyetten, onurdan
Bizim yalanlarımızın ötekilerinden iyi olduğu vakitmiş
Yılanların insanları kıskandığı zaman
İnanmak için tek bir doğru arayan
Sanrıların sancılarla oynaştığı
Aklın salaklarda
Usun korkularda sıkıştığı bir andaymış
Ne olduysa yaşanan
Dedim ya zaman / zaman diye bir kavram
Varlığını anlayanda yaşayan
Bir de bekleyenler varmış elbet
Yormayan yorulmayan
Susmalara şiirler dokuyan
Etliden uzak sütlüye ulaşmayan
Yaşamayı, ay başını, sevmeyi /sevilmeyi
Bir sabah gelecek müjdeyi
Gökten üç elma düşecek de
O elmayı bekleyen
Dedim ya
Yalanlar ustaymış o zaman
Yılanlardan
Ve üstadmış yalana bir kez başlayan
Evvel yalan içinde
Kalbur dolmuşken ihanetlerde
Zaman diye bir dolan hepimizi aldatan
Kuşları kıskanırmış insan
Oysa çoktan vazgeçmiş onlar uçmaktan
Papatyalar dedikoducu
İhanetler içinde şekilden şekle girmişken Karahindiba
Ondanmış kirpinin ürkekliği
Kedinin sevdirmeyişi
İnsan diye bir yalan
Bir de bencil
Sevgiyi sevda sanan
Bir masalmış işte
Kimi duymuş ıslığı
Tek başına asılana kadar yalnızlıkta
Unutmuş hırsız arsız olduğunu
Vaaz verirken laf ebesi ahlakla
Ve kolay gelmiş kimine aldatılmak
Kimi sancımış dinlemekten
Taş olup ağırlaşan o sözden
Neler bölüşülecekmiş elmadan başka masalda karışmasa kimse
Havva erken koparmasa
Lillith isyan olmasa
Aslında onüçmüş onunu iç etmeseler
Üç elma düşmüş gökten sonuçta
Almış hepsini biri
Bölersek bir işe yaramaz demiş mi demiş
Masalmış anlatıcısı dahi utanmış
Öyle bir vakit işte
Elbet bitmiş hikâye yenisi başlasın diye
Zamanın çakması
Belki anlatanın ihaneti
İnsanın yalancısıymış
Derken gelmiş mi yılın sonu
Düşerken Sisyphus’un kayası
Başlamış başka bir hikâyeye anlatıcı
Kimse sormayınca nasılı
Sorular korkularla harflerinden asılı
***
“Tanrılar Sisyphus’u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi; Sisyphus kayayı tepeye kadar getirecek, kaya tepeye gelince kendi ağırlığıyla yeniden aşağı düşecekti hep…” “Tanrılar, yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi. Homeros’a göre Sisyphus ölümlülerin en bilgesi, en uyanığıydı. Ruhlar dünyasının yararsız işçisi olmasına yol açan nedenler konusunda ise kanılar farklıdır…”













































