DÜŞÜNÜNCE
Bir gece vakti idi, hüzün sağanak sağanak yağıyordu, kederler genç adamı sarmalamıştı.
İçinde büyük bir huzursuzluk peydah olmuş, aklı takılmıştı bir şeylere...
Düşünüyordu derin derin, düşündükçe üst üste sigara yakıyor ve derinden çekiyordu...
Sanki yanında biri varmış gibi derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.
"Ben kimim, neyim, ne anlam ifade ediyorum?" diye ardarda sorular sıralamaya başladı.
Ben bir insanım, 'Herkes gibi bir anne ve babanın beş dakikalık bir heyecan ve zevkinin ürünüyüm.' diye cevapladı soruyu.
Kendi kendine konuşmaya devam etti genç adam.
'Acaba insanlar içinde yaratılışında farklı bir madde olan var mıdır? Yani herkes spermden/nutfeden/bir damla sudan yaratılmadı mı?
Kadının, erkeğin mayası aynı değil mi?
Aynı tohumun mahsülü olan insanlar neden çok farklı kişiliklere sahip."dedi.
Ve konuşmaya devam ederek; zararsızlaşmak önemli bir haslet olmasına rağmen neden insanlar birbirlerine amansız zararlar veriyorlar?
Acaba insanların birbirine verdiği zararı, ziyanı şeytan verebilmiş midir?
Bu ciddi sorunun karşısında kendisi de afalladı.
Şeytan ve insan; hangisi daha çok zarar verdi insanlara diye düşünmeye başladı.
'Garip bir soru' dedi, kendi kendine,
'Geçmişini, nereden geldiğini, hangi maddeden yaratıldığını unutan insan geleceğini aydınlatamaz, zihnini uyandıramaz, kalbini hislileştiremez.' dedi.
'Oysa insanın yaratılış mayasında kibirlenmesine, zıvanadan çıkmasına, müstağni olmasına yönelik bir uygunluk asla söz konusu değil.' dedi.
Hayretle düşünmeye başladı.
Peki mayası bir damla pis su olan bir mahlukun bu denli kibirli, müstağni olması ne kadar anlamlı.
İnsanın mayası onu mahçup ve mütevazı kılmaya yönelik.
Acaba bir damla pis sudan değilde, bir parça nurdan yaratılsaydı ya da değerli bir maddeden yaratılmış olsaydı ne olurdu...?
Bu kadar ayrımcılık, bu kadar insansızca yaşamak nasıl zuhur edebiliyor?
Aynı anne ve babanın çocukları olmamıza rağmen; bu ırkçılık neyin nesidir?
Dillerin, renklerin ne önemi var ki?
Neden ayrımcılık sebebi oldu bu farklılıklar?
Önemli olan insan mı yoksa ırk mı/önemli olan insan mı yoksa dil mi/önemli olan insan mı yoksa renk mi?
Neden insana değil, ırka, renge, dile önem veriliyor?
Elbise mi önemli yoksa içindeki mi?
Oysa insanın kendi seçimi değildi ırkı, rengi, dili ve cinsiyeti...
'Düşününce görüyorum ki insanlar teferruatlarda boğuluyor ve asıl olanlara yabancılaşıyor.' dedi, genç adam.
Galiba bu soruların ardı arkası kesilmeyecek deyip yatağına uzanıp uyudu...














































