BAK YİNE GEÇİYOR BEŞ BUÇUK TRENİ
Dışarıda yağmurun sesi, inceden hafiften...
damlalar gözyaşı gibi kâğıdı ıslatırken.
İçimdeki senle ben, bir de kâğıt kalem...
hiç kullanmadığım silgim ile.
kalbimin en derin yerinde sarmaş dolaş,
Gözden kaçırıyorum seni..
Bak yine geçiyor beş buçuk treni!
Bu gelen trende de
Sen yoksun,
Ben yokum,
Her gün aynı
saatte bindiğimiz
Yolcular yok.
Hasretlik sevgiler dolaşıyor istasyonda.
Kalpler fırlayacak gibi yerinden! Gelen, giden yok ki.
Bak yine geçti, beş buçuk treni!
Rotasını şaşırmış bu
sevda yorgununun
ne işi var burada?
Beklemekte yolcusunu
bu zemheri soğukta,
Durmadan yazıyor, ekliyor anılara;
Hâlâ gelmedi, bekliyorum diye.
Bak yine geçti beş buçuk treni!
Yalnızlığa bir kuble de sen yaz.
Dök dizelere sitem ve özlemini
Kâğıt, kalem, bitmeyen silgin,
bir de sen...
Nasıl güzel arkadaş oldunuz.
Tam seni yazarken
Hiç durmadan;
Bak yine geçti beş bucuk treni!
Kaç yolcusu var bilemem? Olanların hepsi uzaylı sanki.
Hepsi birbirine küs.
Sen her tren sesinde
Yaşamın varlığını,
özlemin ölümle eşdeğer olduğunu,
Beklemenin zorluğunu da
içine katarak anlat bir bir
Kâğıda, kaleminle ve kullanmadığın silginle.
Bak yine geçti beş buçuk treni!
Artık kime göndereceksen mektubunu,
Ölesiye sevgini, hasretinle süsleyerek
Mektubunu gözyaşınla kapatırken
Bak yine geçti beş buçuk treni!
Bu sefer, bir tek yolcu
iniyor trenden,
Etrafına bakınıyor, birini arıyor belli gözlerinden.
Sözleşmiş gibi onun da elinde
bir kalem, bir kâğıt
Ve hiç kullanmadığı silgisi;
İçinde bitmeyen sevgisi...
***















































