SONSUZLUĞUN FREKANSI -GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ / YEDİ DİYAR YEDİ SAVAŞ
5. BÖLÜM
MOYAR
“Boleslav, başka şansın yok!”
Kardeşlerinin ve çocuklarının arka arkaya düşüşlerini izlemek ve hiçbir şey yapamamak Boleslav’ı delirtmek üzereydi. Bir süredir yapabildiği tek şey, aynı Mavyalar gibi sürekli ışınlanarak savaşmak ve olabildiğince çok Mavyayı öldürmekti ama bu şekilde kimseye bir hayrı yoktu. Akulina haklıydı; yapılacak tek şey vardı.
“Tamam kardeşim şimdi.”
Bir saniye içinde kırmızı dağa giden yoldaki büyük Moyar ormanındaydılar. Boleslav, kollarını hemen iki yana doğru açarak Yüksek Moyar dilindeki duaya başladı. Yalnızca birkaç dakika geçmişti ki Moyar evreninin seslerini yutan hava, sanki bu sessizliği içinden fırlatıp atmak ister gibi sert bir rüzgarla canlandı ve dev ağaçların yapraklarını kulakları sağır edecek bir güçle hışırdatmaya başladı. Kadim ağaçların kökleri, insan kulağıyla duyulamayacak bir frekansta birbirleriyle iletişime geçmişlerdi. Bu, Moyar evreninin uyanmaya başladığı anlamına geliyordu. Çok geçmeden de köklerin frekansı, ormandan dört bir yana doğru tüm diyara yayılacak ve Mor Saray’da uyanış tamamlanacaktı. Boleslav, keskin gözlerini saraya doğru çevirdiğinde kubbe titreşmeye başlamıştı bile.
“Başardık Akulina! Gidelim.”
Fazla zamanları yoktu; Emon’dan önce orada olmalıydılar, zaman ve mesafeyi atlayarak hemen Mor Saray’a ışınlandılar. Kubbe açılmaya başladığında enerji alanı bir süre daha aktif kalacak ve geçit vermeyecekti fakat kendilerini doğrudan Mor Saray’ın geniş avlularından birinde, kubbenin içinde buldular. Moyar evreni, Boleslav ve Akulina’ya kapılarını açmış ve girişlerine izin vermişti. Boleslav heyecanlıydı, etrafına bakındı, mis gibi havayı içine çekti ve az sonra Moyarevreninin enerjisi bedenine akmaya başladı. Moyar’ı ne kadar çok özlemişti. Eğer Akulina onu uyarmasaydı neden orada olduğunu bile tamamen unutmak üzereydi. Boleslav, hemen onun sırtındaki yumuşacık tüylerin üzerinden yere doğru kaydı. Fakat Akulina’nın, aynı kendisi gibi siyah damarlarla kaplanan bedeni yumuşak olmamalıydı. Bu düşünceyle kendi ellerine baktığında güzel beyaz tenini gördü. İkisi de eski hallerine dönmüşlerdi. Moyar evreni yalnızca onları içeri almakla kalmamış, bir de affedip kucaklamıştı. Boleslav yanaklarından süzülen yaşlarla Akulina’ya sarıldı.
“Boleslav, artık büyük tapınağa gidelim.” dedi Akulina bir süre sonra.
...














































