YOLCULUK
Avuçlarımdan akan kum gibi çocukluğum
Kısa bir rüyadan uyanır gibi
Rüzgârın ninnisi beşiğin tıkırtısı
Şimdi bir masal gibi çınlar kulağımda
Bir tay gibi koşardım ruhumun vadilerinde
Güneş saçlarımdan öperken
Çıplak ayaklarım toprağa değdikçe
Bakışlarımı bir şahin gibi çevirdim zirveye
Gece gözlerimde mehtaba dönüşürken
Sessizce sığındım limana
Mektubumun ucu yanık içi yürek dökümü
Ömrümün düğünleri sıralandı gün batımına
Toprak kokusu sarmış her mevsimi
Bülbüller de benim gibi mahzun ve boynu bükük
Rüzgâr borana dönüşürken
Baharımın tomurcukları soldu
Zemheri bir alın yazısı gibi ak sayfalarımda
Karlar birer muska gibi düşer kara kışıma
Her duam dudaklarımdan öperek döküldü
Dokunmak gibi zamana takvim sayfalarında
Her günün şavkı alnıma vururken
Kar düşmüş saçlarımın ikinci baharı
***














































