Neden Affetmeli ve Bağışlamalıyız

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

21-06-2025 14:40

Advert

Affetmek, Özgürlüktür…

Bir insanı bağışlamak büyük bir özgürlüktür. İçinde kin biriktiren insan, sırtında bir çuval yük taşıyan kimseye benzer ki; bu insanın özgürlüğü, taşıdığı yükün etkisiyle kısıtlanmıştır. 

Bunun gibi, kötülük gördüğü insana karşı kızgınlığı hep aynı dozda olan kimsenin de, ruhsal manada hareket serbestisi bozulmuştur. Fakat yükünü atan, yani içindeki intikam duygusunu yenebilen kişi hürriyetine kavuşmuştur. Bu hürriyet, kişinin strese bağlı olarak gelişen birçok hastalığı atmasına ve kendisiyle daha barışık, daha mutlu yaşamasına imkân tanır. 

Affetmek aslında bir yönüyle de karşı tarafa senin dostunum, senin için bir hakkımdan ve iddiamdan vaz geçiyorum demektir. Bu yaklaşım karşı tarafta dostluk duygularını uyandıracağı gibi düşmanlığı azaltır, böylece aile ve sosyal barışa da katkı sağlar.

Bağışlamanın Biyolojik Boyutu…

Affetme ve öç alma gibi insan tabiatının önemli boyutlarını oluşturan bu iki duygu, herkesin psikolojik doğasında mevcuttur. Bu konuyla ilgili klinik alanda yapılmış binin üzerinde araştırma vardır. İncelemelerin sonucunda, negatif duyguların kişinin psikolojisine ve fiziksel sağlığına zarar verdiği ortaya çıkmıştır. 

Bu kötücül duygular, insanda baskı oluşturmakta ve bu da zamanla tansiyonun yükselmesine, kalpte ritim bozukluklarına, hormonal değişikliklere, unutkanlık gibi farklı hastalıklara sebep olmaktadır. Öfke ve kinin devamlı olması, kortizol hormonunun uzun zaman salgılanmasıa sebep olur ki; insanın stres seviyesinin yükselmesine neden olan bu durum, bağışıklık sisteminin bozulduğuna işaret eder.

Bağışıklık sistemindeki tahribat, insanın hastalıklara karşı direncini azaltır. Kişi affedemediği zaman, tıpta slogan şeklinde söylenen, ‘stres, immun supresyon (baskılama) yapar’ kuralının gerçekliğine tanıklık ederiz. Bu bilimsel doğru, bizim bağışlayıcılığımızın bağışıklık sistemimizi sevindirdiğini gösterir. 

Newsweek Dergisi’nin, 2004 senesi Eylül sayısında yer verdiği bir çalışmada; alerjinin duygular ve psikolojik tepkilerle ilgili boyutu ele alınmış ve onun reaksiyonların bedene yansıması olduğu ortaya çıkmıştır. Yine bu çalışmada, alerji tedavisin kişinin ruh halinin de önem kazandığı tespit edilmiştir.

Yapılan deneylerde, çay yaprağının ciltte kızarıklığa ve kaşıntıya sebep olduğu denekler kullanılmış; deneklerin gözleri kapatılarak sağ kollarına çay yaprağı, sol kollarına ise başka bir bitkiyle dokunulacağı söylenmiştir. Gözü kapalı olan deneklerin sağ kollarına yaprak konulmamasına rağmen reaksiyon meydana geldiği, sol kollarında ise herhangi bir tepki olmadığı belirlenmiştir. Deney sonucunda doktorlar, deneklerin söylenen kolun tersine, sol kollarına çay yaprağının dokunduğunu açıklamışlardır. Bu durum, telkinle alerjinin farkını göstermektedir. 

Hipnotik transa girmiş bir kişiye ‘koluna kızgın demir dokunduracağım’ diyen uzman, hastanın koluna parmağını dokundurmasına rağmen kolun o bölgesinin su topladığı görülmüştür. Bu deneyler, vücudumuzu beynimizin yönettiğinin en büyük işaretidir. Her organ, her duygu beynimizde temsil edilmektedir. 

İşte bu kötücül duygulardan hem psikolojimize hem de biyolojimize zarar vermemek üzere kurtulmamız gerekiyor. 

2021 yılı, bu duygularımızdan arındığımız, aile ve sosyal barışa katkı sunduğumuz bir yıl olması temennileriyle…

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.

DİĞER YAZILARI Ben Toksik miyim? 01-01-1970 03:00 Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir 01-01-1970 03:00 Neden Aile Manifestosu 01-01-1970 03:00 Hayatın Matematiğini Öğrenmek 01-01-1970 03:00 Sevgi Yönetimi  01-01-1970 03:00 Mantıksal ve Ahlaki Akıl Yürütme 01-01-1970 03:00 Kendini Tanımanın Yolu Duygusal Analiz 01-01-1970 03:00 Duygusal Zeka Duygusal Analiz  01-01-1970 03:00 Anne ve Babaya 20 Maddelik Sihirli Formül 01-01-1970 03:00 Stresi yönetmek beyin kimyasını yönetmektir… 01-01-1970 03:00 Gelecek İçin Toplumsal Bellek Önemli 01-01-1970 03:00 Mesajların Yanlış Algılanması  01-01-1970 03:00 Teknoloji dopaminizmdir! 01-01-1970 03:00 Kelebeğin Kanadındaki Adalet 01-01-1970 03:00 Varoluş Piramidinin Matematiksel Modellemesi  01-01-1970 03:00 Evin Davetsiz Misafiri / Vesvese 01-01-1970 03:00 Kime DÜRÜST diyoruz? 01-01-1970 03:00 Ramazan Zor Durumlardan Geçebilmek İçin Bir Köprüdür 01-01-1970 03:00 Yunus Emre 01-01-1970 03:00 Merak, Hayret ve Risk Almak Beyni Genç Tutuyor! 01-01-1970 03:00 Kendisi Acı Ama Meyvesi Tatlı: Sabır 01-01-1970 03:00 İnsanı Bitiren, Eriten ve Yok Eden Duygu… 01-01-1970 03:00 Hayat Başarısında Zekâların İşbirliği 01-01-1970 03:00 Ruhsal Sağlığın Teminatı Güven! 01-01-1970 03:00 Cinsel Kimlik Sosyal Öğrenmeyle Oluşuyor... 01-01-1970 03:00 Tahsilde Hırs Gösterin, Mahsulde Kanaat Edin! 01-01-1970 03:00 21. YY Beceresi Ailede İşbirliği 01-01-1970 03:00 Evlilikte ‘Orta Nokta’ Neden Önemli? 01-01-1970 03:00 Mutluluk Yatırım İster… 01-01-1970 03:00 Evliliğin Büyük Düşmanı 01-01-1970 03:00 Sevginin Dillerini Biliyor muyuz? 01-01-1970 03:00 İnsanı Bitiren, Eriten ve Yok Eden Duygu… 01-01-1970 03:00 Yalan Kıvılcımına Dikkat! 01-01-1970 03:00 Mutluluğun bir reçetesi var; Anlam, Amaç ve Arkadaş 01-01-1970 03:00 Sevgimizi Doğru Yönetiyor Muyuz? 01-01-1970 03:00 Evliliğin devamı için evlilik olgunluğu şart! 01-01-1970 03:00 Duygularımızı yönetmek mümkün müdür? 01-01-1970 03:00 Takıntılarınız Hayatınızı Karartmasın! 01-01-1970 03:00 Hayatı Anlamlı Kılan Amaçlarımızdır 01-01-1970 03:00