Kelebeğin Kanadındaki Adalet

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

22-06-2024 22:00

Advert

Adalet; ceza değil, insanın herhangi bir durum karşısında o olayın yanlışlığı ya da doğruluğuyla ilgili olarak gösterdiği felsefi tavırdır. Adalet denildiği zaman akla hemen yanlış yapanı cezalandırmak gelir; fakat bu, eğitici bir adalet anlayışıdır. Bu sadece eyleme yönelik değil, içinde bulunulan şartlar bakımından da dikkate alınması gereken bir değerdir.

Adalet, yalnızca mahkeme duvarlarında yazılı bir mefhum değildir. İnsan, bir kediye ya da böceğe yaklaşımında bile adalet dengesini sağlamalıdır. Aciz ve masum bir hayvana kötülük etmemek, zarar vermemek, bulunduğu şartlara uygun olan en iyi davranışı sergilemek de yine adalet kapsamındadır. Değerler sisteminde adaletin cezalar yoluyla değil, kazanımlar yoluyla sağlanması önemlidir. Adalet, kötüleri cezalandırarak değil, iyileri ve iyilikleri arttırarak gerçekleşir.

İnsan 4 şeyden emin olmak ister…

1-Sabah kapısının kapıcı, sütçüden başkasının çalmayacağından emin olması, 
2-Karakola düştüğünde kuralsız bir şeyle karşılaşmayacağından emin olması, 
3-Mahkemeye yolu düştüğünde adaletin tecelli edeceğinden emin olması,
4-Olaylar karşısında yalnız, aciz, güçsüz, zayıf ve muhtaç olduğunda ve ölümle yüzleştiğinde de: her şeyi bilen, her şeyi işiten, her şeyi gören, gücü ve iradesi sonsuz bir güce sığınarak emin olmak ister.

İlk üç için adaletli bir düzen huzur verir. Ancak dördüncü şıkta sağlam, akla uygun, anlam katan ve teselli eden yüksek bir gerçekliğe sığınmak dayanmak ve güvenmek ister, bu güçten emin olursa iki dünya da huzur onundur.

Ancak beş duyu ile gördüğümüz bu dünyada adalet yok, adil bir hayat ancak ölümün değiştiremeyeceği bir gerçeklikle olabilir. Evrende çok ince, mükemmel denge var ama insan yaşamında adil bir denge nasıl olmalı?

Evrendeki adalet dengesi

Yaşamımızın birçok alanında adalet duygusunu önemsenmemiz gerekirken, evrenin yaratılışında dahi adalet dengesini iyi gözlemleyebiliyor olmak gerekiyor. Akıl yürütme yöntemlerine göre değerlendirdiğimizde, evrendeki kötülüklerin varoluşunun haklı ve mantıklı sebeplerinin olduğunu görebiliriz. Çünkü varoluş, yalnızca içinde bulunduğumuz anı kapsamaz, aynı zamanda bir sonsuzluk da vardır. Eğer sonsuzluk olmasaydı büyük bir haksızlık söz konusu olurdu.

Bazı insanların doğumdan itibaren sakat ve kusurlu olmaları bize yarışın adaletsiz başladığını düşündürebilir. Fakat insanı değerli kılan şey amaca uygun olarak davranması ise, yaratılıştaki eksiklik kendisi için avantaja dönüşebilir. Şayet insan amacını şaşırmazsa, onun eksikliklerle dünyaya gelmesi adaletsizlik olmayacak; hedefe giderken farklı bir metot seçmesi gerektiğini gösterecektir. En sonunda, saflaşma ve olgunlaşma içerisinde o da diğer insanlarla eşitlenecektir. İnsanlar, niyet ve çabalarıyla hayatın sonundaki noktaya ulaşırlar.

Evrende her şey bir sebebe bağlanmıştır. İnsanın değeri de sebepleri algılamasına göre değişkenlik gösterir. Yapılan bir çalışmada, katılımcılara ellerinde bulunan kitapların çok kıymetli olduğu ve hatta harflerin altın ve gümüşle yazıldığı söylenmiştir. Daha sonra, katılımcılardan bu kitabı okumaları istenmiş ve kitap hakkında yazacakları rapora göre sınıfı geçip geçmeyeceklerinin belli olacağı bildirilmiştir. Katılımcılardan bazıları kitabın yaldızlarına bakmış, kimileri ise nasıl yazıldığını anlamaya çalıştığı halde yazıyı okumamıştır. Evrenin niçin var olduğunu unutup, nasıl var olduğunu araştırmayı önemli bulan kişiler, yaptıklarının amaca uygun olmadığını fark edememişlerdir. Bu kişiler kitabın dış görünüşüyle ilgilense de, asıl olan kitabın verdiği mesajdır.

Evrendeki kitaba baktığımızda da varlığı sorgulamamız gerekmektedir. Fakat materyalist filozoflar, her türlü bilim dalında teorik bilgiyle oynamalarına rağmen; inceledikleri konunun neden öyle olabileceği sorusunu sormadıkları ve baktıkları yerde sadece nasıl sorusunun cevabını aradıkları için pek çok şey yarım kalmıştır. Bunlar, hayat yolunda bütünü görememekten kaynaklanan eksik bakışla ilerlemişlerdir.

Bizler, insan olarak küçük zekâmızla ilahi zekâyı anlamaya çalışırız. Ancak insanın rehber olmadan Yaratıcıyı ve yaratılışı anlamaya çalışması, karıncanın fili anlamaya çalışması gibidir. Bu esnada bize yardımcı olacak olanlar peygamberlerdir. İnsanlık için gelen peygamberlerin sözüne kulak verenler, bir dış gücün, yüksek bir zekânın olması gerektiğini fark etmişler ve bunu anlamlı bularak özgür iradeleriyle, varoluşa dair iradeyi onaylamışlardır. Bu da dinlerin bu noktadaki rolünü ve ona tâbi olmanın gerekliliğini gösterir.

Kuantum dinamiği evrensel bilgi veri tabanının olması gerektiğini gösteriyor.

Varoluşun anlamlı olabilmesi için sonsuzluğun ve yüksek, büyük bir egonun olması gerekmektedir. Büyük ego ve sonsuzluk varsa, varoluşa ilişkin her şey yerli yerine oturacaktır. Ancak sonsuzluğu ve bir dış gücü kabul etmediğimiz takdirde evrende her şey bir kaosa dönüşecektir. Çünkü evrende büyük bir enerji vardır ve bizler bu büyük enerji içinde yer almaktayız. Madde denilen şey de aslında yoğunlaşmış bir enerji. Kuantum dinamiği evrenden hiçbir şeyin hatta bilginin yok olmadığını gösteriyor. Kur’ani literatürde ‘Levh-i Mahfuz’  yani her şeyin yazıldığı bir levhanın ilk yaratılan olması Külli iradenin kanıtıdır.

Çünkü kaos teoreminde her an her şeyin alt üst olabilme ihtimali vardır. Böyle ince işleyen bir orkestrada, orkestra şefini kabul etmezsek, bozuk bir sesin her an her şeyi bozabileceğini de kabul etmemiz gerekir. Eğer orkestranın kendi kendine kontrolsüz bir şekilde çaldığını düşünürsek, her an bir kaos yaşanması ihtimali vardır. Belirsizlik teorisi bu sebeple anlamlıdır.

Bir kelebek, evrende rüzgârın yönüne göre iklimleri değiştirebilir. Düzen, binlerce senedir bu şekilde sürdüğüne göre, bir dış güç, hareketlere müdahale ederek sistemdeki büyük dengeyi bozacak bir şeyin yapılmasına izin vermemektedir. Evren entropi yasasına göre görünmez bir müdahale ile varlığını devam ettirmektedir. Onun bu kadar muntazam bir şekilde işlemesi tevhidi göstermektedir. Böylece kuantum fiziği aracılığı ile bütünle, diğer şekilde de tevhid ile bağlantılı bir evren görmek mümkündür. İlahi isimler bu noktada kendini göstermektedir. 
İster ‘Yüksek bilgisayar teknolojisi kullanan üstün bir topluluk var, onlar bizi yönetiyor’ deyin ister “Kudret-i İlahiye” deyin evrende adalet ancak zorunlu bir görünmeyen varlık gerektirir.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü-Psikiyatrist

DİĞER YAZILARI Ben Toksik miyim? 01-01-1970 03:00 Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir 01-01-1970 03:00 Neden Aile Manifestosu 01-01-1970 03:00 Hayatın Matematiğini Öğrenmek 01-01-1970 03:00 Sevgi Yönetimi  01-01-1970 03:00 Mantıksal ve Ahlaki Akıl Yürütme 01-01-1970 03:00 Neden Affetmeli ve Bağışlamalıyız 01-01-1970 03:00 Kendini Tanımanın Yolu Duygusal Analiz 01-01-1970 03:00 Duygusal Zeka Duygusal Analiz  01-01-1970 03:00 Anne ve Babaya 20 Maddelik Sihirli Formül 01-01-1970 03:00 Stresi yönetmek beyin kimyasını yönetmektir… 01-01-1970 03:00 Gelecek İçin Toplumsal Bellek Önemli 01-01-1970 03:00 Mesajların Yanlış Algılanması  01-01-1970 03:00 Teknoloji dopaminizmdir! 01-01-1970 03:00 Varoluş Piramidinin Matematiksel Modellemesi  01-01-1970 03:00 Evin Davetsiz Misafiri / Vesvese 01-01-1970 03:00 Kime DÜRÜST diyoruz? 01-01-1970 03:00 Ramazan Zor Durumlardan Geçebilmek İçin Bir Köprüdür 01-01-1970 03:00 Yunus Emre 01-01-1970 03:00 Merak, Hayret ve Risk Almak Beyni Genç Tutuyor! 01-01-1970 03:00 Kendisi Acı Ama Meyvesi Tatlı: Sabır 01-01-1970 03:00 İnsanı Bitiren, Eriten ve Yok Eden Duygu… 01-01-1970 03:00 Hayat Başarısında Zekâların İşbirliği 01-01-1970 03:00 Ruhsal Sağlığın Teminatı Güven! 01-01-1970 03:00 Cinsel Kimlik Sosyal Öğrenmeyle Oluşuyor... 01-01-1970 03:00 Tahsilde Hırs Gösterin, Mahsulde Kanaat Edin! 01-01-1970 03:00 21. YY Beceresi Ailede İşbirliği 01-01-1970 03:00 Evlilikte ‘Orta Nokta’ Neden Önemli? 01-01-1970 03:00 Mutluluk Yatırım İster… 01-01-1970 03:00 Evliliğin Büyük Düşmanı 01-01-1970 03:00 Sevginin Dillerini Biliyor muyuz? 01-01-1970 03:00 İnsanı Bitiren, Eriten ve Yok Eden Duygu… 01-01-1970 03:00 Yalan Kıvılcımına Dikkat! 01-01-1970 03:00 Mutluluğun bir reçetesi var; Anlam, Amaç ve Arkadaş 01-01-1970 03:00 Sevgimizi Doğru Yönetiyor Muyuz? 01-01-1970 03:00 Evliliğin devamı için evlilik olgunluğu şart! 01-01-1970 03:00 Duygularımızı yönetmek mümkün müdür? 01-01-1970 03:00 Takıntılarınız Hayatınızı Karartmasın! 01-01-1970 03:00 Hayatı Anlamlı Kılan Amaçlarımızdır 01-01-1970 03:00