İsmail Enver Paşa, gerek askeri anlamda, gerek ideolojik anlamda gerekse de karakter anlamında hem yaşadığı dönemde hem de sonraki dönemlerde hayranlık duyulmuş ve örnek alınmış bir şahsiyettir. Dürüst ve cesur kişilikli Enver Paşa, idealist oluşuyla da ön plana çıkmaktadır. Onun için dini, vatanı ve ailesi çok önemlidir. Özellikle aile kavramından bahsedilirken Naciye Sultan’dan bahsedilmeden geçilemez.
Enver Paşa, Sultan Abdülmecid’in torunu olan Naciye Sultan ile evlenmiş ve eşine karşı müthiş bir aşk beslemiştir. Ne Kerem’in aşkı ne de Ferhat’ın aşkı Enver’in aşkı kadar olamamıştır. Öyle ki Enver Paşa bir yıl içinde eşine 4000 sayfa mektup yazmıştır. Enver Paşa, Naciye Sultan’a yazdığı mektuplarda cephede yaşadığı her anı her saniyeyi aktarmıştır.
Şüphesiz, Enver Paşa tarihimizde de önemli yere sahip olan şahsiyetlerden biridir. İnsanları ikilemde bırakıp bazıları tarafından müspet bazıları tarafından da menfi olarak anılmıştır.
Hürriyet Kahramanı Enver Paşa, Edirne Fatihi Enver Paşa, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa… Bunlarla birlikte Sarıkamış ve Umumi Cihan Harbi müsebbibi Enver Paşa…
Enver Paşa, birçok İttihatçı gibi vatanı düştüğü durumdan kurtarıp eski ihtişamlı günlerine döndürmeyi amaçlamıştır. Birçok İttihatçı vatan sevgisi ile bu amacı gütmüştür lakin Enver Paşa tüm İttihatçılar içinde parlayan bir yıldız gibidir. O hem vatan aşkı hem de İslam aşkı ile yaşayan ve bu iki fikri yüceltmeye çalışan biridir.
Enver Paşa’nın çok muhafazakâr olduğu bilinmektedir. Onun asıl amacı, İslam birliğini sağlayıp İngilizlere karşı İslam’ın gücünü göstermektir. Gerek Harbiye Nazırı olduğu dönemlerde gerekse de sonraki dönemlerde bu gaye etrafında çaba göstermiştir. Umumi harbin sonlarına doğru Azerbaycan’daki Bolşevik, Ermeni ve İngiliz çetelerinin işgaline karşı Kafkas İslam Ordusu’nu kurmuş ve bu ordunun başına kardeşi olan Bakü Fatihi Nuri Paşa’yı getirmiştir. Bakü, Enver Paşa’nın önderliğinde işgalden kurtulmuştur.
Enver Paşa’nın bu bölgedeki mücadelesi ve askeri hedefleri için “Kafkasya Dağlarında Çiçekler Açar” marşı bestelenmiştir. Yaygın görüşe göre beste 1914 yılında İzzettin Hümayi Elçioğlu tarafından bestelenmiştir. Musiki yazarı Etem Üngör’ün 1966 yılında yayımladığı "Türk Marşları" kitabında bu marşın İzzettin Hümayi Elçioğlu tarafından bestelendiği notaları ile birlikte belirtilmiştir.
Aynı şekilde Kafkas İslam Ordusu'nu kuran Enver Paşa, bu harekâtı koordine etmek üzere 1918 de Batum’a geldiği esnada Azerbaycan ve Dağıstan Türkleri tarafından “Hoş Gelişler Ola Kahraman Enver Paşa” marşı bestelenmiş ve söylenmiştir.
Trablusgarp’ta da çok zor şartlar altında yerli halktan düzenli bir ordu kurup, İtalyanlara karşı müdafaada bulunmuştur. Buradaki Araplarla iyi ilişkiler kurmuş, gerek karakteri ile gerekse de Hanedan (Halife) damadı olmasından ötürü buradaki halk kendisine son derece yüksek bir saygı ve sevgi beslemiştir. Enver Paşa bu olanları 09.01.1912 tarihli günlüğünde şöyle anlatmaktadır:
“Kurduğum teşkilat da yolunda gitmeye başladı. On bin develi kafileler askeri birliklerin erzak hazırlıklarını sağlıyor. Arap milisler iaşelerini kendileri karşılıyor. Günlük kişi başı iki kuruş veriyorum. Bununla tüm geçimlerini temin ediyorlar. Her kabile artık zabitler tarafından yönetiliyor. Kısa zamanda okur-yazar olmayanlardan seçkin bir bölük oluşturabilmeyi ümit ediyorum. Böylece düzenli Arap birliklerinin temeli kurulmuş olacak.” (1)
“Bu kadar kolay vali atayabilmem hayret verici bir durum. Fakat emirleri veren, terfi ettiren padişahın damadı ve halifenin elçisidir. Hanedan ile akrabalık münasebetim burada bana olağan üstü fayda sağlıyor. Araplar ‘Hürriyet Kahramanı’ Enver Bey’i tanımıyorlar. Hatta Kurmay Binbaşı Enver Bey’i de… Onların saygı duydukları Halifenin yüce zatını temsil eden damadıdır.” (2)
Enver Paşa’nın başarılı olduğu kadar başarısız olduğu birçok alan, vermiş olduğu birçok yanlış karar da vardır lakin bunların hiçbirini art niyet ile yapmamıştır. 32 yaşında Harbiye Nazırı olması, yapmış olduğu hatalara da zemin hazırlamıştır. Çok genç yaştayken çok tecrübe isteyen bir mevkide bulunması, savaş tecrübesinin az olması ve çok kısa sürelerde rütbe atlaması, hatalı kararlar almasında etkili olmuştur. Yıkılmaya yakın olan bir İmparatorluğu kendi yöntemleri ile kurtarmayı amaçlamış lakin başaramamıştır.
Osmanlı Devleti’ni parçalanmaktan kurtarmak istemiştir lakin yönetimi ve hatalı kararları ile parçalanma sürecini hızlandırmıştır. Belki Sultan Abdülhamid tahtta kalsaydı daha farklı şeyler olabilirdi lakin zan ile tarih olmaz.
Enver Paşa elde etmiş olduğu tüm başarıları da başarısızlıkları da hüsnüniyet ile yapmış, vatanın ve İslam’ın bekasını gözetmiştir. Yanlış kararlarının hiçbirinde kasıt yoktur. Kast-ı mahsus olmaması münasebetiyle Enver Paşa’ya asla hain denilemez. Unutmayalım ki Cihan Harbi’nde kahramanlıkla mücadele ettiğimiz ve düşmana geçit vermediğimiz Çanakkale cephesindeki başarının mimarı da Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olan Enver Paşa’dır. Yine aynı şekilde Irak cephesinde Halil Paşa’nın (Enver Paşa’nın amcası) ve Hicaz cephesinde Ömer Fahreddin Paşa’nın göstermiş oldukları müthiş direnişin de mimarı Harbiye Nazırı olan Enver Paşa’dır. II. Balkan Harbi’nde Edirne ve Kırklareli’ni geri alan da yine Enver Paşa’dır.
Sarıkamış’ta 10.kolordu komutanı Hafız Hakkı Paşa’nın hataları nedeniyle şehit olan askerlerimizden ve oluşan bu faciadan dolayı Harbiye Nazırı Enver Paşa’yı sorumlu tutup diğer cephelerde elde edilen başarılardan Enver Paşa’ya pay vermemek zalimlikten başka bir şey olmasa gerek. Evet, Sarıkamış faciası yaşandığında Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa’ydı ama diğer cephelerdeki alınan başarılarda da Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili yine Enver Paşa’ydı.
Sarıkamış faciasında Enver Paşa’nın hataları olmasına karşın, Hafız Hakkı Paşa’nın da çok büyük hatası bulunmaktadır. Hafız Hakkı Paşa’nın günlüklerinde Sarıkamış faciası ile ilgili şu cümle yer almaktadır:
“Yarabbi! Bu felâkete ben sebep oldum, yine ben tamir edeceğim.” (3)
“Enver Paşa'nın plânına göre, Üçüncü Ordu'nun bir kolordusu Allahuekber Dağları'nı geçecek ve Sarıkamış kuşatılacaktı...
Ama bazı komutanların "Sarıkamış'a ilk giren olma" hayaliyle kendi başlarına harekete kalkışmaları, Hafız Hakkı Bey'in kaçan Rus birliklerini takip ederek kuşatma hattını lüzumsuz yere genişletmesi ve onbinlerce askeri kışlık elbiseleri olmadan daha uzun bir yoldan dağlara tırmandırması büyük felâketi getirdi.” (4)
Enver Paşa savaşların öncesinde orduyu modernleştirme hususunda da önemli rol oynamış ve modern bir ordu kurmayı amaçlamıştır. Askeri anlamda Alman ekolünü baz alan Enver Paşa, orduda büyük yeniliklere imza atmıştır. Bunların yanı sıra çok sayıda asker alıp orduyu genişletmiştir lakin bu hamlenin olumsuz geri dönüşleri olmuştur. Asker sayısı birden artan orduda beslenme, barınma, sevk vb. sorunları ortaya çıkmıştır.
Enver Paşa’nın tüm iyi niyeti ve çabalarına rağmen işler yolunda gitmemiş ve Osmanlı cihan harbinden yenik ayrılmıştı. Enver, Cemal ve Talat Paşalar hem itilaf devletlerinin hem de yeni Osmanlı hükumetinin kendilerini tutuklayacaklarını bildikleri ve mücadeleye ülke dışında devam etmek istedikleri için Mondros Mütarekesi imzalandıktan hemen sonra Alman torpidosu ile kaçmışlardır. Bu olay İkdam Gazetesi’nin 4 Kasım 1918 günkü baskısında şu başlıkla yer almıştır: “3 Paşa Daha Kaçtı”
4 Kasım 1918 – İkdam Gazetesi (5)
1916’dan itibaren Osmanlı Donanması’nda görev alan; Enver, Talat ve Cemal Paşaları Almanya’ya götüren gemide görevli Amiral Albert Hopman, Enver Paşa için şu ifadeleri kullanmıştır:
“Yüksek millî hedefleri için feda ettiği hayatını, namuslu bir asker gibi kurşunla kaybetti. Onu tanıyan, onun fevkalâde cesur büyük bir şahsiyet olduğu tespitini inkâr etmez. Kalbinde taşıdığı yüksekten uçan bütün planlarına ve sarsılmaz bir şekilde inanarak takip ettiği yıldızına rağmen, bende bir hayalperest izlenimi vermedi.” (6)
Cemal ve Talat Paşalar mücadelenin bundan sonraki safhasının siyasi olarak yürütülmesini Enver Paşa ise askeri olarak yürütülmesini düşünmüş ve aralarında bir fikir ayrılığı ortaya çıkmıştır.
Enver Paşa Kırım üzerinden Almanya’ya geçmiştir. Anadolu'daki işgallere karşı İslam dünyasını harekete geçirmek amacıyla İslam İhtilalleri Cemiyeti adında gizli bir örgüt kurmuştur. Amacı, İngiliz emperyalizmine karşı dünya genelinde bir direniş başlatmaktı.
İlerleyen zamanlarda Anadolu’daki mücadele için silah ve lojistik destek sağlamaya çalışmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi’nin kaybedilmesi ihtimaline karşı müdahale etmek amacıyla Bakü sınırına gelmiştir. Milli mücadele kazanılınca Enver Paşa’nın yurda kesin olarak giremeyeceği anlaşılmıştır. Bunun üzerine Enver Paşa rotasını Türkistan’a doğru çevirmiştir. Burada Kızıl Ordu işgallerine karşı yerel Türk Halkın başlatmış olduğu “Basmacı” harekâtının liderliğini yapmıştır. Amacı buradaki Müslümanları ve Türk halkını bir araya toplayıp bir devlet kurmaktı.
Sovyet Ordusu hem teknolojik olarak hem de asker sayısı olarak çok üstün bir durumdaydı. Mühimmat ve silah donanımları oldukça güçlüydü. Enver Paşa ve ordusu kahramanca bir mukavemet gösterse de Enver Paşa, 1922 yılı Kurban Bayramı’nın ikinci gününde Tacikistan sınırları içindeki Çegan Tepesi’nde girilen çarpışmada mitralyöz ateşlerine karşın yalın kılıçla hücum ederek şehit düşmüştür.
Bir zamanlar Osmanlı’nın en önemli devlet adamlarından biri olan, hatta Almanların tabiri ile Osmanlı devleti için Enver’in ülkesi anlamına gelen Enverland denilen, Enver Paşa yapayalnız kalmış ve bu yalnızlıkta dahi vatanı ve dini için çaba göstermiştir. Enver Paşa hatasıyla, başarısıyla, vatansever ve samimi bir Müslüman olarak yaşamış ve kendine yakışır bir vaziyette şehit olmuştur.
İsmail Enver Paşa doğrularıyla yanlışlarıyla ömrünü İslam’ın ve vatanın galebesine adamış ve bu yolda şehit olarak milli bir değerimiz olmuştur. Bugün Azerbaycan’da ve çevresinde hâlâ kahraman olarak görülüp büyük saygı duyulmaktadır. Enver Paşa Orta Asya’ya bir ruh götürmüştür. O dönem doğan çocuklara “Enver” adı verilmiş ve bu adet günümüze kadar da devam etmiştir. Enver Paşa’nın hataları tartışılır lakin İslam’a ve vatana olan sevgisi, bağlılığı asla tartışılamaz.
KAYNAKLAR
(1) Tarih ve Kuram yayınları, Enver Paşa’nın Trablusgarp Günlüğü,3.Baskı, 2024,s.49
(2) Tarih ve Kuram yayınları, Enver Paşa’nın Trablusgarp Günlüğü,3.Baskı, 2024,s.37
(3) Murat Bardakçı, Türkiye İş Bankası Yayınları, Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü
(4) Murat Bardakçı-Hafız Hakkı Paşa'nın Pişmanlık Günlüğü-Haber Türk Gazetesi-23.12.2012
(5) 4 Kasım 1918 – İkdam Gazetesi
(6) Admiral Hopman, Das Kriegstagebuch eines deutschenSeeoffi ziers, Berlin 1925, s. 312.
***
