İnsan, karşısındakini olduğu gibi değil; kendi gördüğü yerden görür. Bu yüzden sen benim gördüğümü göremezsin çünkü kendi gördüğünü görüyorsun. Benim bildiğimi de bilemezsin çünkü sen kendi bildiklerinin içinden bakıyorsun. Her insanın hakikati yürüdüğü yolun, yaşadığı zamanın ve içinde taşıdığı sessizliğin izlerini taşır. Bu yüzden bazı şeyler aktarılmaz ancak yaşanır.
Belki de anlaşılmak aynı şeyi görmek değil, farklı şeyler gördüğümüzü kabul edebilmektir. İnsan olgunlaştıkça karşısındakini kendine benzetmeye çalışmaktan vazgeçer. Çünkü bilir ki her ruhun kendine ait bir penceresi vardır.
Hayatlarında en az insanlar kadar duygusal karmaşa yaşayan canlılar varsa bana göre onlar da kedilerdir. Belki de bu yüzden aramız bu kadar iyi. Birbirimizi her zaman anlamıyoruz ama birbirimizi anlayamadığımızı kolayca anlayabiliyoruz. Bu bile çoğu insan ilişkisinden daha dürüst geliyor.
Düşünüyorum da…
Eğer insanların da kuyrukları olsaydı, belki kelimelerle sakladıkları duygularını istemeden belli ederlerdi.
O zaman sessizlikler daha anlaşılır, samimiyet ise daha görünür olurdu.
***
