Her insanın bir vadesi vardır…
Doğar, büyür, yorulur ve zamanı geldiğinde bu dünyadan göçer gider.
Hayatı, avuçlarının arasından kayan ince bir kum gibidir; ne kadar tutmaya çalışsa da bir gün sona yaklaşır.
İnsan fânidir, sesi bir gün susar, adımları bir gün durur.
Toplumun bir vadesi yoktur. Nesiller değişir, yüzler kaybolur, şehirler dönüşür ama insanlığın yürüyüşü devam eder. Bir kuşak gider, ardından başka bir kuşak gelir ve hayat kaldığı yerden akmaya devam eder.
Belki de bu yüzden insanın en büyük meselesi ne kadar yaşadığı değil, ardında ne bıraktığıdır. Çünkü bir insanın ömrü kısa olabilir ama bıraktığı etki yıllarca yaşayabilir. Bir annenin yetiştirdiği vicdanlı bir evlat, bir öğretmenin öğrencisine verdiği doğru bir cümle, bir insanın yaptığı dürüst bir davranış…
Bunların hepsi toplumun ruhuna karışır. İnsan gider ama ahlak kalır, beden yok olur ama fikir yaşamaya devam eder. Bazen küçücük bir iyilik yıllar sonra bile hiç tanımadığın insanların hayatına dokunur.
Toplum aslında yaşayan büyük bir hafızadır. İçinde iyiliği de kötülüğü de taşır. Geçmişte susulan yanlışlar geleceğin yarasına dönüşürken, cesaretle söylenen bir hakikat yıllar sonra bir toplumun kaderini değiştirebilir. Bu yüzden insan yalnızca kendisi için yaşamaz her sözü, her davranışı ve her tercihi geleceğe bırakılmış görünmez bir mirastır.
Çünkü insanın vadesi vardır ama toplumun yoktur.
Bazı insanlar öldükten sonra bile, bıraktıkları iz sayesinde bir toplumun içinde yaşamaya devam ederler.
