Modern insanın en büyük kayıplarından biri geçmişini yitirmesi değil, geleceğinin elinden alınmasıdır.
Çünkü insan yalnızca yaşanmış kötülüklerin ağırlığıyla üzülmez. Bir zamanlar dünyanın başka türlü olabileceğine, hayatın daha güzel bir yere varabileceğine inanırken şimdi o ihtimali zihninde bile canlandırmakta zorlandığı için hüzünlenir.
Belki insanın hikâyesi de böyledir; kimi zaman karanlıktan aydınlığa doğru filizlenir kimi zaman da aydınlıktan karanlığa doğru sessizce çekilir.
Asıl kayıp geçmişi kaybetmek değil, geleceğe dair inancı kaybetmektir. Çünkü insan geçmişini hatırlayarak yaşayabilir fakat geleceğini hayal edemediğinde, zamanın içinde ilerlemekten çok kendi içinden eksilmeye başlar.
Bir toplumun en büyük yoksulluğu da belki budur… Bir nesle güzel bir yarın hayal ettirememek.
***
