Usulca Sessizlik

Musa Aşkın

12-01-2026 18:37

Advert

Gençken hayatın bize mutlaka gürültüyle geleceğine inanırız. Sanki kader önemli insanları ve olayları görünür kılmak zorundaymış gibi düşünürüz; büyük değişimler ancak büyük sahnelerle mümkün sanılır. Oysa zaman geçtikçe fark edilen gerçek bambaşkadır. Hayat, insanın içine çoğu zaman fark edilmeden yerleşir. Ne kapı çalar ne iz bırakır; ilk anda sadece olur.

Bugün gökyüzüne bakın. Gri bir sessizlik var. Kar taneleri konuşmadan düşüyor. Her biri neredeyse görünmeyecek kadar hafif ama bir süre sonra yeryüzü değişmiş oluyor. Beyaz her şeyi örtüyor; şekilleri yumuşatıyor, gürültüyü bastırıyor. Dönüşüm yaşanıyor fakat bunu ilan eden bir ses yok. Belki de hayatın hakiki dili tam olarak budur. Usulca işleyen, ağır ama kaçınılmaz bir değişim.

İnsan da böyle yer edinir dünyada. Gürültüsünü artırdıkça dağılan, sustukça derinleşen bir varlıktır. İçindeki karmaşmayı yatıştırabilirse kar gibi düşer bulunduğu yere, iz bırakır; ama yaralamaz. O zaman varoluş bir yük olmaktan çıkar, düşünmek bir çabaya değil, doğal bir akışa dönüşür. Çünkü insan, en çok sessiz kaldığında kendisine yaklaşır.

Daha dikkatli bakıldığında başka bir gerçek daha görünür. Bugünün düğümleri dünün ipleriyle bağlanmıştır. Ayağa takılan her taşın geçmişte bir izi vardır. İçte sızlayan her acı, zamanın derinlerine uzanan bir kök taşır. Hiçbir kırılma ansızın oluşmaz; her şey uzun bir birikimin sonucudur. Hayat, sandığımız kadar yeni değildir aslında. Sürekli kendini tekrar eden bir hikâyenin farklı sayfalarını yaşarız.

Bu yüzden insan, büyük ölçüde hatıralarının toplamıdır. Unuttuğunu sandığı şeyler bile davranışlarının yönünü belirler. Belleğe düşen her küçük an, zamanla karaktere dönüşür. Tıpkı kar taneleri gibi… Önce görünmezler, sonra birikirler ve sonunda manzarayı değiştirirler.

Belki de en büyük yanılgı, hayatı gürültüde aramak… Oysa en kalıcı izler, en sessiz anlardan doğar. Hayat bağırmaz, hayat yavaşça dokunur. Ve insan, ancak içindeki sesi susturduğunda, o dokunuşu gerçekten hissedebilir.

***

Editör: Deniz İmre

DİĞER YAZILARI İnsanın Görünmeyen Mirası 01-01-1970 03:00 Eğer 01-01-1970 03:00 Hisler mi Köreldi 01-01-1970 03:00 Kadın Işığı 01-01-1970 03:00 Suyun Hafızası 01-01-1970 03:00 İnsan İyileşmek İsterse 01-01-1970 03:00 Suyun Dışında Kalan Ruhlar 01-01-1970 03:00 Biraz Yetmeye Çalış 01-01-1970 03:00 Kışa Meydan Okuyan Bir Umut 01-01-1970 03:00 Eşsiz Olmak  01-01-1970 03:00 İçimden Geldiği Gibi 01-01-1970 03:00 Toprağa Dönen Hikâye 01-01-1970 03:00 Gerçek Derinlik İçimizde 01-01-1970 03:00 Sudan’ın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Akıntıya Karşı Diller 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Sevmenin Unutulan Dili 01-01-1970 03:00 Özgürlüğün Gülümseyişi 01-01-1970 03:00 Gökyüzüyle Yeryüzü Arasında Varlığın Sessizliği 01-01-1970 03:00 Comor Adası’nın Zarafeti 01-01-1970 03:00 Komor Adaları’nda Zaman Yavaşlar 01-01-1970 03:00 Kalbin Hevesiyle Yola Gidilmez 01-01-1970 03:00 Tahtların Değil Kalplerin Buluşması 01-01-1970 03:00 Tekilliğin Kıyısında 01-01-1970 03:00 Bir Yüz Bir Kıta 01-01-1970 03:00 Sanat ve İnsan 01-01-1970 03:00 Güneşi Fark Et 01-01-1970 03:00 Karacadağ’ın Eteklerinde Biri 01-01-1970 03:00