Karacadağ’ın Eteklerinde Biri

Musa Aşkın

16-09-2025 15:43

Advert

Ben kırsal bir yerde, Karacadağ’ın eteklerinde büyüdüm. Ailem tarım ve koyunculukla uğraşırdı. Çocuk kalbim dağların gölgesinde, sürülerin sesinde, toprak kokusunda büyüdü.

İlkokul yıllarımda öğretmenim benim için dünyalara değerdi. Çünkü o, elinden kitabı hiç düşürmezdi. Teneffüslerde herkes koşup oynarken o, sayfaların sessizliğine dalardı. Onu izlerken sanki kitap, hayatı daha anlamlı kılıyordu. Bir gün, zil çalar çalmaz kitabını açtı. Sınıfta sadece biz kalmıştık. Çekingen bir sesle sordum:
— Öğretmenim, dışarı çıkabilir miyim?

Şaşkın bir tebessümle “Tabii ki…” dedi. 

O gün, sıradan bir izin değildi bu. 

O an, hayatımda ilk defa birinin gözünde değerli olduğumu hissettim. Sınıfa döndüğümde beni tahtaya çağırdı. 

“Arkadaşınızı alkışlayın bakayım. Çünkü bana değer verdi, benden izin aldı. Ona kırmızı kurdele takacağım.” dedi.

Kurdeleyi taktığında kalbim göğe yükseldi. O gün şunu öğrendim: Değer, karşılığını bulan en saf armağandır. Okumak da böyledir, kalbini açarsan, sana geri döner.

O günden sonra kitaplara bir tutku ile bağlandım.

Beşinci sınıf bittiğinde, çocukluğumun mavi önlüğü de tarihe karıştı. Annemle babam, “Artık dayılarına gideceksin, yüz kadar hayvana bakacaksın.” dedi. 
Otuz keçi, geri kalanı koyun, bir de eşek…

Köyde ne elektrik vardı ne su. Akşamları gaz lambasının ışığında otururduk. Bana yer yatağı, sarı bir yastık verdiler. Sabah erkenden uyandırıldım. Sürüyle birlikte dere kenarlarına, dağların eteklerine yürüdüm. Güneş, köyün çukurundan geç doğar, çabucak batardı.

İlk gün eşeğimin semerine ekmeğimi, suyumu koyup yola çıktım. İçimde hâlâ öğretmenimin yaktığı okuma aşkı vardı. O sırada taşların arasında buruşmuş, toprakla kirlenmiş bir gazete buldum. Tozunu silip oturdum, okumaya başladım. Sayfalar içine çektikçe, sürü benden uzaklaştı. Ama ben başka bir dünyaya yolculuk ediyordum.

O günden sonra her taşın arasında yeni bir gazete, yeni bir sayfa aradım. İnsanlar altın arardı, ben kâğıttaki mürekkebin peşine düşmüştüm. Parçaları biriktirdim, bir tenekeye doldurdum.

Bir kış günü teyzem, sobayı yakmak için o biriktirdiğim gazeteleri kullandı. Alevler yükselirken içim sanki paramparça oldu. Onlar ısındıkça ben üşüdüm. Çünkü yanıp giden sadece kâğıt değildi. Benim dostlarım, hayallerimdi.

Bir sabah tek başıma 30 kilometre yürüyerek şehre gittim. Muhtara ulaştım.

“Ben okumak istiyorum. Annemle babamı ikna eder misiniz?” dedim.

Muhtar söz verdi, ben de ısrar ettim. Nihayet ortaokula kaydım yapıldı. 

Ama şart belliydi: Yazın yine çobanlık yapacaktım.

İkinci yıl, annem beni teyze kızıyla evlendirmek istedi. Benden 12 yaş büyüktü. Dünya başıma yıkıldı. Karşı çıktım, kabul etmedim. Bir yıl daha sabrettim, derslerime sarıldım. Çok çalıştım, burs kazandım. Devlet parasız yatılı sınavını kazanarak İzmir’e gittim.

İzmir benim için başka bir dünyaydı. İlk defa denizi gördüm, ilk defa batıyı tanıdım. Çok zorlandım. İlk yıl başarısız oldum, sınıfta kaldım. Ama pes etmedim. Çünkü biliyordum ki kaybetmek, yeniden başlamanın öğretisidir.

Edebiyat öğretmenim bana okul kütüphanesini emanet etti. Elime aldığım ilk kitap, Reşat Nuri Güntekin’in Yanık Buğdaylar’ıydı. İşte o gün yeniden doğdum. Kitaplarla kurduğum bağ, bana başka bir dil, başka bir bakış açısı verdi. Diksiyonum değişti, düşüncelerim derinleşti. Liseyi ikincilikle bitirdim.

Bugün dünyayı geziyorum. Her şehirde, her ülkede gördüğüm şey şu: İnsan hayatı, bir kitabın sayfaları gibidir. Kimi sayfalar yanar kimi kaybolur kimi ise bize yol gösterir.

Bana büyük salonlarda yer verilmedi belki ama bana küçük bir köşe verildi. Bu köşede yazdığım her satırın, insanları karşılayan bir ışık olacağını düşünüyorum.

Mutluyum. Çünkü hayatımın özü kitapla başladı, kitapla büyüdü, kitapla sürüyor.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Deniz İmre

DİĞER YAZILARI İnsanın Görünmeyen Mirası 01-01-1970 03:00 Eğer 01-01-1970 03:00 Hisler mi Köreldi 01-01-1970 03:00 Kadın Işığı 01-01-1970 03:00 Suyun Hafızası 01-01-1970 03:00 İnsan İyileşmek İsterse 01-01-1970 03:00 Usulca Sessizlik 01-01-1970 03:00 Suyun Dışında Kalan Ruhlar 01-01-1970 03:00 Biraz Yetmeye Çalış 01-01-1970 03:00 Kışa Meydan Okuyan Bir Umut 01-01-1970 03:00 Eşsiz Olmak  01-01-1970 03:00 İçimden Geldiği Gibi 01-01-1970 03:00 Toprağa Dönen Hikâye 01-01-1970 03:00 Gerçek Derinlik İçimizde 01-01-1970 03:00 Sudan’ın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Akıntıya Karşı Diller 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Sevmenin Unutulan Dili 01-01-1970 03:00 Özgürlüğün Gülümseyişi 01-01-1970 03:00 Gökyüzüyle Yeryüzü Arasında Varlığın Sessizliği 01-01-1970 03:00 Comor Adası’nın Zarafeti 01-01-1970 03:00 Komor Adaları’nda Zaman Yavaşlar 01-01-1970 03:00 Kalbin Hevesiyle Yola Gidilmez 01-01-1970 03:00 Tahtların Değil Kalplerin Buluşması 01-01-1970 03:00 Tekilliğin Kıyısında 01-01-1970 03:00 Bir Yüz Bir Kıta 01-01-1970 03:00 Sanat ve İnsan 01-01-1970 03:00 Güneşi Fark Et 01-01-1970 03:00