Güneşi Fark Et

Musa Aşkın

18-09-2025 17:24

Advert

Güneş, göğün sessiz kâtibidir.

Işığını mürekkep, zamanı defter yapıp milyarlarca yılın kenarına not düşüyor. Yaşı 4,6 milyar; bize uzaklığı 149 milyon kilometre. Yine de kalbimize varması yalnızca sekiz dakika sürüyor. Bu sekiz dakikada, dünün külleriyle yarının tohumlarını aynı sayfaya yazıyor.

Onu en çok göz kırptığında fark ederiz, bir tutulmada kısa bir karanlık, bir yıldız kayarken o an sonra unuturuz onu... 

Sayfanın kenarına düşen kıvılcım… 

Oysa her gün, hiçbir şey istemeden aynı sözü yineler. “Ben buradayım.” der.

Işığı peygamberlerin soluğunu ısıttı, kralların tacındaki tozu gösterdi. Hicaz rüzgârlarına değdi, devenin sabrını, göç yollarındaki susuzu gördü. Bir de çölün ortasındaki hurmaya, sabrı ve şefkati yansıttı. Onu kavurur gibi görünse de aslında olgunlaştırdı, tıpkı acıyı tatlıya çeviren insan ruhu gibi. 

Çöl bir günde oluşmadı. Bir zamanlar kök tutmuş ormanların, sökülmüş çalıların, yorulmuş insanların ardından kaldı. Terle yoğrulmuş, kanla karışmış, cehaletin ağırlığıyla kız çocuklarının sessizliğine kadar inmiş zamanların üstünden geçti. Sonra, bir gece karanlığın en koyu yerinde ışığın anlamını bize yeniden öğretti.

Bugün onu enerji diye anıyoruz. Spektrumlara, denklemlere sığdırıyoruz. Doğru, bu bir gerçektir; çekirdeğinde ateş, yüzeyinde fırtına var. Ama güneş yalnızca fizik değil, vicdanın saatidir. Geç kalmış bir sözün üstünde gölge olur, bir merhametin üstünde parıldar, ışık verir. Bir şehri kavururken bir tohumu olgunlaştırır, aynı ışık hem sınar hem büyütür. Bazen serttir, bazen merhametlidir; ama her daim öğretici olmuştur. 

Güneşe bakmak, göğe bakmaktan fazlasıdır; insanın kendi içindeki sabahı yoklamasıdır. Çünkü o, medeniyetlerin yükselip yıkılışını kaydederken bir şeyi hiç değiştirmedi: Doğma iradesini. 
Biz yanılırız, saparız, unuturuz o ise her sabah, hiçbir alıntı istemeden aynı yerden yeniden başlar ve devam eder.

Ve belki de bütün sır şudur: Eğer günün ağırlığı omuzlarına çökerse, başını azıcık kaldır.
O uzak bilge, yine geldi. Dünün küllerini üfleyip gözlerinden silecek, yeni cümleni yazman için sayfayı aydınlatacak. Çünkü güneş, yalnız göğün değil, umut denen içsel ülkenin de sadık yazmanıdır.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Deniz İmre

DİĞER YAZILARI İnsanın Görünmeyen Mirası 01-01-1970 03:00 Eğer 01-01-1970 03:00 Hisler mi Köreldi 01-01-1970 03:00 Kadın Işığı 01-01-1970 03:00 Suyun Hafızası 01-01-1970 03:00 İnsan İyileşmek İsterse 01-01-1970 03:00 Usulca Sessizlik 01-01-1970 03:00 Suyun Dışında Kalan Ruhlar 01-01-1970 03:00 Biraz Yetmeye Çalış 01-01-1970 03:00 Kışa Meydan Okuyan Bir Umut 01-01-1970 03:00 Eşsiz Olmak  01-01-1970 03:00 İçimden Geldiği Gibi 01-01-1970 03:00 Toprağa Dönen Hikâye 01-01-1970 03:00 Gerçek Derinlik İçimizde 01-01-1970 03:00 Sudan’ın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Akıntıya Karşı Diller 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Sevmenin Unutulan Dili 01-01-1970 03:00 Özgürlüğün Gülümseyişi 01-01-1970 03:00 Gökyüzüyle Yeryüzü Arasında Varlığın Sessizliği 01-01-1970 03:00 Comor Adası’nın Zarafeti 01-01-1970 03:00 Komor Adaları’nda Zaman Yavaşlar 01-01-1970 03:00 Kalbin Hevesiyle Yola Gidilmez 01-01-1970 03:00 Tahtların Değil Kalplerin Buluşması 01-01-1970 03:00 Tekilliğin Kıyısında 01-01-1970 03:00 Bir Yüz Bir Kıta 01-01-1970 03:00 Sanat ve İnsan 01-01-1970 03:00 Karacadağ’ın Eteklerinde Biri 01-01-1970 03:00