Şiir nedir?
Duygu, hayal ve düşüncelerin belli bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkle, mısralar içine aktarılmasına şiir denir.
Şiir, en geniş tanımı ile 'bir edebiyat türü' dür. Eskiden yaygın olarak “vezinli ve kafiyeli söz sanatı” olarak tanımlanırdı.
Şiir, az sözle birçok şeyi anlatma sanatıdır. Onu düz yazıdan farklı kılan özellik, his, heyecan, sembol, mecaz ve ahenk unsurlarına dayanmasıdır.
Şiir; duyguları yumuşatan, düşünsel boyuta duygu yükleyen, sözün aşka düştüğü, insan özgünlüğünün sanatıdır.
Şiir; kendini tanımanın ilk beşiği, var olduğunu ve iç dünyasında neler düşündüğünü hayata ve insanlığa haykırmasıdır.
Şiir; bireyden insana uzanan, söz ile evrensel yolculuktur; sözcüklerle uçmak gibi, sözün en güzel halidir.
Şiir, en eski edebiyat türüdür. Değişik sanat anlayışlarına bağlı olarak çeşitli tanımları yapılmış, şiirin tanımlanamayacağı da öne sürülmüştür. Yine de genelde, şiirin ritime ve imgeye dayanan, kendine özgü dili ve söyleyiş özelliğiyle estetik etkilenmeler yaratıcı bir söz sanatı olduğunda birleşilmektedir.
Türkçede şiir karşılığı “koşuk, yır, özün” gibi sözcükler önerilmişse de hiçbiri yaygınlaşamamıştır. Bugün “koşuk, nazım” karşılığı kullanılmaktadır. Ayrıca nazımla şiiri birbirine karıştırmamak gerekir. Birincisi yalnızca bir anlatım yoludur. Geçmişte şiirin uyak, ölçü, nazım biçimleri gibi biçimsel özelliklerden ayrı düşünülemeyişi şiirle nazmın eş anlamlı sayılmasına yol açmış, giderek şiir «mevzuu ve mukaffa (ölçülü ve uyaklı) bir söz sanatı» olarak tanımlanmıştır. Günümüzde bu anlayış aşılmıştır.
Edebî türlerin en eskisi olan şiir, insanlık tarihi boyunca duygu, düşünce ve hayalleri etkili biçimde anlatmanın bir yolu olmuştur. Şiirin edebî tür olarak en önemli özelliği, özel bir anlatım diline sahip olmasıdır. “Şiir dili” olarak adlandırılan bu özel dil, gündelik dilden farklı, çok anlamlı ve katmanlı bir yapıya sahiptir. “Sembol ve mecazlara dayalı bir anlatım dili”, “ahenkli bir ses akışı” ve “duygu yoğunluğunu öne çıkaran söyleyiş” gibi özellikler, şiiri diğer edebî türlerden farklı kılar. Her dönemin kendine özgü bir sesi, söyleyişi ve dünyaya bakış tarzı olduğu için şiir de tarih içinde farklı dönemlerde, farklı özellikler göstermektedir.
Hece vezniyle yazılan ve halk zevkine hitap eden halk şiiri, Türkçenin konuşulduğu bütün coğrafyalarda söylenmeye devam etmektedir. İslamiyet’le birlikte tasavvuf düşüncesinin de Türk şiirine önemli etkileri olmuş, bu düşünceleri yansıtan bir şiir geleneği de oluşmuştur.
Şiir; şekil özellikleri bakımından nazım birimi, vezin, kafiye, redif ve ses tekrarları gibi unsurların birleşmesiyle oluşur. Mecazlar, edebî sanatlar, imgeler, sembol ve imaj gibi unsurlar ise şiirin anlam katmanlarını tamamlar. Bütün bu şekil ve anlam unsurları şiir denen bütünü oluşturur ve şiir bunların bir toplamı olarak ortaya çıkar. Bu sebeple şiir denilen yapı bunlardan birisine indirgenemez.
“Şiir; nefsin, kalbin ve fikrin dildeki zikridir.”
Nefsin, arzu ve isteklerinin yukarıda yapılan tanımlamalar ışığında anlatılmasıdır şiir.
Kalbin, sevgi ve aşka dair heyecanlarının, coşkularının, hüzünlerinin, kederlerinin vb. hislerinin dile getirilmesidir şiir.
Fikrin; milli, manevi, sosyal ve toplumsal yöndeki düşünce ürünlerinin yazıya aktarılmış halidir şiir.
Şiir; “insanın, duygu ve düşüncelerinin özüdür, özetidir” desek de yanlış tanım yapmış olmayız sanırım.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz



