Advert
https://www.truvaedebiyatdergisi.com/files/uploads/user/43a30d90c4430a7de2ec7fc705164403-df083f69c7d76acfab87.jpg
Mehmet Şahan
Advert

Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs

11-09-2024 21:13 1956 kez okundu.

1-BENLİK / EGO / NEFS

2-GURUR, 3-KİBİR

1-BENLİK / EGO / NEFS

Nefs / nefis; terim olarak insanın bedenine bağlı olumlu ve olumsuz bütün arzu ve isteklerin kaynağı olan bir mekanizmadır.

Ego; kişinin öz benliği manasına gelen Batı kaynaklı bir kavramdır.  Bizim edebiyatımızda bu kavram “ene / enaniyet” olarak geçer.

Aslında “benlik” duygusu, normal şartlarda kişinin insanlık onuruna yakışan bir konumda olduğunu ifade eder. Fakat aşırı güvenmekten kaynaklanan benlik duygusunun aşırısı anormal bir renge bürünür, kişinin gerçek kişiliğinin, benliğinin ötesinde hayalî ve yapmacık bir kişiliğe dönüşür. Bu ise ciddiyet, samimiyet, dürüstlük gibi güzel duyguları altüst edip; ciddiyetsiz, samimiyetsiz, ikiyüzlü bir sahtecilik olduğundan insanı aldatan, gurura sevk eden, gerçek kişiliğin sınırını taşan, haddini aşan özellikler sergilemesi demektir.

Kelam ve tasavvuf alanında, ağırlıklı olarak insanın “insan olmak” bakımından derecelerini ifade eden yapının tümüne “nefs” denir. Nefsin, en aşağı derecesi nefs-i emmâre; en yüksek derecesi ise nefs-i mütmainne olarak isimlendirir.

Nefs-i emmâre derecesindeki insan, zaaflarının peşinde koşan, hazzı dışında hiçbir gayesi olmayan kişidir ve insan olmak bakımından en aşağı derecededir.

Nefs-i Mutmainne ise erdemli, manevi değerlerini maddi tüm hazların üstünde tutan; Allah’u Teâlâ  ile içten, samimi, uyumlu, derin bir ilişki kurmuş ve Allah’u Teâlâ’ya tastamam bağlanmış olan kişinin ulaşmış olduğu nefs mertebesine/derecesine verilmiş olan isimdir.

Benlik yani, nefsin enâniyeti insanın önündeki en büyük problemdir. O duvar aşılmadan, o problem giderilmeden, Hakk’a yolculukta asla mesafe alınamaz. Çare; nefse acziyetini, zaafını ve küçüklüğünü idrâk ettirmek ve onu Allah Teâlâ karşısında hiçliğe büründürmektedir.

BENLİK UÇURUMU

İnsan, bu cihan dershanesine Cenâb-ı Hakk’a kulluk için gönderilmiştir. Bu imtihanın bir cilvesi olarak, insana nefs verilmiştir.

Nefsin mayasında, kibir ve enâniyet vardır. Kendini beğenmek, dâima kendi menfaatini düşünmek vardır. Nefis, cehâleti ve gafleti sebebiyle bunların farkına varamamaktadır.

Ayrıca nefis, nefsânî arzuların girdaplarında boğularak, ebedî hayatını mahvetmekte, bilhassa kendi kendisine zulmetmektedir.

Bu sebeple; nefsin fücûrunu takvâ ile bertaraf edemeyenlerin hüsrâna uğrayacağı, ancak onu tezkiye edenlerin felâha erişebileceği bildirilmiştir.

Nefsin; «Ben / Ene» deyişindeki hudut bilmez taşkınlığını, Firavun ve Nemrut gibi ilâhlık taslayan zorba idarecilerde görürüz.

İkisi de tahtlarını korumak için bebeklere dahî kıyacak derecede canileşen bu zavallı zâlimler, benliklerinin sarhoşu olmuşlardır.

Hazret-i Mevlânâ der ki:

“Ey Hak yolcusu! Gerçeği öğrenmek istiyorsan; Musa da Firavun da ölmediler. Bugün senin içinde yaşıyorlar, senin varlığına gizlenmişler, hak ve bâtıl olarak senin gönlünde mücadelelerine devam ediyorlar!”

Muhyiddîn-i Arabî Hazretleri de şöyle buyurmaktadır: “Benim rûhum, Musa; aklım ise, Harun’dur. Nefsim Firavun ve nefsimin hevâ ve hevesi, Firavun’un veziri olan Hâmân’dır.”

Çünkü; «Ben!.. Ben!..» diyerek nefsin hevâ ve hevesine uymak, adeta Allah'a şirk koşmaktır. Çünkü Allah'ın emirlerini bırakıp; O’nun tersine kendi nefsinin arzularını yerine getiren ve nefsinin bâtıl düşüncelerine tâbî olan kişi, kendi nefsini ilâh edinmiş demektir.

Âyet-i kerimede buyrulur ki: “(Ey Rasûlüm!) Nefsânî arzularını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Artık ona Sen mi vekil olacaksın?” (el-Furkān, 43)

Benliğin en çirkin tezâhürü kibirdir. Allah Teâlâ; kibirlenenleri, böbürlenenleri ve kendini övenleri sevmez. Hâlis kullarını; «yeryüzünde tevâzu ile yürüyenler» olarak tarif buyurur.

Fahr-i Kâinât (s.a.v) Efendimiz, hiçbir zaman övünmezlerdi. Ancak kendine ait sıfatları dile getirme zarûreti olunca; Allah'ın kendi üzerindeki nimetlerini sayar ve; “لَا فَخْرَ / Lâ fahre: Övünmek yok!” diyerek büyük bir tevâzua bürünürlerdi. (Tirmizî, Menâkıb, 1; İbn-i Mâce, Zühd, 37; Ahmed, I, 5, 281)

Hazret-i Mevlâna şöyle der:

“Nefis çok övülmek yüzünden firavunlaştı. Sen, alçak gönüllü ol; mütevâzı ol; ululuk taslama! Elinden geldikçe kul ol; sultan olma.”

Nefisteki enâniyeti bertaraf etmek için; Kadı Mahmud; Bursa kadılığını bıraktı, çarşılarda ciğer sattı, dergâhta temizlik yaptı. Nefsini ayakları altına aldı.

İlimdeki mevkii sebebiyle; «Güneşler Güneşi» diye şöhrete sahip olan Hâlid-i Bağdâdî, bir senelik yolu gidip, Abdullah Dehlevî Hazretleri’nin dergâhında helâ temizledi.

Yûnus Emre, başını eşiğe koydu. Kırk yıl, dergâha eğriliği olmayan odunlar taşıdı.

Hepsi «ene»den kurtulup; «yâ Rabbî Sen!» diyebilmenin eğitimini yaşadı. Hiçliğin zaferine eriştiler. Sonunda da Aziz Mahmud Hüdâyî oldular, cihâna yön veren sultanları irşâd ettiler. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî olup binlerce insanı irşâd ettiler. Yûnus Emre olup asırlarca dillerden düşmeyen şiirler söylediler.

Yani gafil nefsin zannettiğinin tersine, aslında benliği bertaraf etmek kişiyi asla küçültmez. Bilâkis, samimiyeti ölçüsünde kıymetlendirir. Lâkin bunun için, benliği bertaraf ederek «biz» diyebilmek gerekir:

Hikmet ehli der ki:

İnsanlar içerisinde kendini bilenler şu üç sıfata sahip olanlardır:

1. Rüzgârdan bile incinmeyenler…

2. Kendi adlarını bile söylemekten utananlar…

3. Allâh’ın mahlûkātına Hâlık’ın nazarıyla bakanlar…

Biz olanlar, mütevâzı olur. Mü’minlere karşı merhamet ve tevâzu kanadını indirir. İşlerinde sâlih ve sâdık dostlarla meşveret ederler. Muvaffak olduğunda övünmez, hamd eder. Başarının; Allah'ın ikrâmı olarak, birlik ve beraberliğin mükâfâtı olduğunu bilir. Günahkârlara, günahın yükünü taşıtmaz, onlara yaralı bir kuş gibi muâmele eder.

“Nefsini bilen, Rabbini de bilir.”

Yani nefsinin acziyetini ve hiçliğini idrâk eden kişi, bir terbiyeciye, Rabb’ine muhtaç olduğunu anlar. Bu acziyet ve hiçlik içinde; «Ben» demenin ne kadar abes ve bâtıl olduğunu anlar. Muhtaç olduğu Rabb’i aramaya, O’na yönelmeye başlar. O’na kul olmaya koşar.

Dâimâ şu âyet-i kerîmenin tefekkür ve idrâki içinde olur: “Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan; seni, istediği bir şekilde (şekilsizlikten çıkarıp en güzel sûrette) birleştiren, ihsânı bol Rabb’ine karşı seni aldatan nedir?” (el-İnfitâr, 6-8)

Neler Söylendi?

Resul Coşkun

Güzel bir makale. Ağzınıza, yüreğinize, belleğinize sağlık Muhterem. Allah ilminizi, ilhamınızı, zikrinizi, fikrinizi, şükrünüzü ziyade eylesin. 2 yıl önce

DİĞER YAZILARI Paylaşmak /2 Başak ve Saman  Paylaşmak Özgürlük Anlayışı Em Olmak Lazım Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan    Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2  Edebiyat - Medeniyet ve İnsan Kul Hakkı Hasene ve Hasenat Ahsen-i Amel Amel-i Salih Dil Nedir Sizce Ebu Hanife’nin Vasiyeti Farkında Olmak İnsan Olabilmek İnsan Olmak Din Nedir Şiir Hakkında Bana Ne Diyebilir miyiz Sana Ne Diyebilir miyiz? Edebiyat mı Edebi At mı Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler Kurbanın Fazileti ve Önemi Niyet Okumak İnsan Fazlalık mı? Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk Cami ve Çocuklarımız Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet Ramazan Ayı Üzerine Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  Dil İman Hayâ Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep Sadakat Vefa Güven Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir Ciddiyet Zikir Zan... Önyargı Kıskançlık Zamanı Boş Bırakma Kalbi Boş Bırakma Aklı Boş Bırakma Çerçi Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak Hizmetçi miyim? Mü'minin Bayramı Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak Kalben Okumak Nasıl Okumalıyız? Anmak mı Kutlamak mı? El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır Gıybet / Dedikodu Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi Ön yargı Hoşgörü Sevgi Şükür Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey Kürt İsyanları Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir Bilmek İstiyorum  İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' Bir Gün mü Her Gün mü? İçimdeki Şeytan Yargılama Suçlama Tehdit Etmek Kusur Bulma Şikâyet Etmek Tahrik Etmek Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık Utandırmak Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 Adanmak ve Teslimiyet Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak