Çayın Buharında Isınan Hayatlar   

Gevher Aktaş Demirkaya

16-10-2025 17:42

Advert

Çay sevmeyen olur mu ki?

Bu topraklarda bir bardak çay, sadece içecek değil, hatır demektir; muhabbet demektir; iç ısıtan bir tebessüm demektir. Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında, büyük kentlerinde sabahın ilk ışığında uyanan bir ocakta fokurdayan demliktir çay. Tatlı muhabbetlerin başköşesine kurulan sevinçlerin, dertleşmenin eşlikçisi olan sade bir sıcaklıktır. 
Yalnızların yarenidir çay. 

Bizde muhteşem lezzetini Karadeniz’den alan çay, insanların birbirine ısınmasına, dostluklara ortam hazırlar. Zarflı porselen fincanlarımızın yerini ince belli bardaklar alalı beri, kahve kültürümüzü ikinciliğe bıraktı çay. Kimimiz aşkla bağlandı, kimimizse sevmem dedi; ama yine de kayıtsız kalamadı. Kimi zaman porselen bir fincanda geldi önümüze çay kimi zamansa ince belli cam bir  bardakta.

Ayrıca yalnızların da yarenidir çay. 

“Geleydin bir çay içimi; sen çay dökerdin, ben de içimi.” 

Şair de demiş ki: “Anılarda kalırdı belki de ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.” 

Biz çayı bazen bir kente benzetiriz; Rize gibi yağmurlu, Trabzon gibi deli dolu… Bazen de bir Karadenizlinin yüreği gibi sıcak; bazen de ince belli bir bardakta insana sunulan zarif bir dostluk olur çay.

Bir dost beklenirken demlenir çay, bir özlem düşerken gönle. Yalnızların yoldaşı, kalabalıkların sesi olur. Türkülerle, şiirlerle hayatımıza sinmiş bu içeceğin yeri öyle derindir ki onunla konuşuruz, onunla susarız. Çay bizde, Karadeniz’in yağmurlu ikliminden gelir. Toprağın sabrıyla, çiftçinin emeğiyle büyür. Sıcacık yürekleri, kırık gönülleri onarır.

Anadolu insanının misafirperverliğinde, “Bir çay içer misin?” sorusu yalnızca bir teklif değil, içten bir davettir; gönül kapısının aralandığı andır. Şiirlerin içine sızan bu zarif içecek, hayatın pek çok sahnesinde başroldedir. Çayın hikâyesi ise efsaneyle başlar. 

Rivayete göre Çin İmparatoru Shen Nong bir gün su kaynatırken kaynayan suya rüzgârla düşen yapraklar, çayın bugünkü serüvenini başlatır. Bir başka anlatıma göre Buda, inziva sırasında uykusunu bastırmak için çay yapraklarını çiğner ve zihnini açık tutar. Gerçek hangisi bilinmez ama çayın, Doğu’dan dünyaya yayılan huzurlu bir alışkanlık olduğu kesindir.

Bugün belki eskisi kadar kitapların arasında çay içilmiyor, belki taş fırınlarda bir dilim pasta eşliğinde içilen ince belli bardakların sesi azaldı. Ama biz hâlâ çayın buharında dostluğu, sabrı ve sohbeti demliyoruz. Çünkü çay hâlâ bizim hikâyemizdir.
Sıcak çay eşliğinde sıcak dostluklar dileğiyle, Selam, sevgi ve saygılarımla. 

***

DİĞER YAZILARI Ekmeğin Tarihteki Yeri 01-01-1970 03:00 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. Yılı Kutlu Olsun 01-01-1970 03:00 Karanlığın İçinde Kalan Işık ve Sessiz Seçimlerin Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Dumlupınar Denizaltı Hazin Öyküsü ve Ona Yakılan “Ah Bir Ataş Ver Cigaramı Yakayım” Ağıdının Kaynağı  01-01-1970 03:00 Tarihe Yön Veren Zafer Çanakkale Zaferi'nin 111. Yılı Kutlu Olsun 01-01-1970 03:00 Kağnı Komutanlığı Ağacı Destana Çeviren Kağnılar 01-01-1970 03:00 Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası 01-01-1970 03:00 Hey Onbeşli Onbeşli Ağıtının Öyküsü 01-01-1970 03:00 Kars Türküsü Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa 01-01-1970 03:00 Ben Yemen Türküsü’nü Söylerken Ata Ağlardı 01-01-1970 03:00 Sakarya Savaşındaki Gazi Kovan'ın Hikâyesi  01-01-1970 03:00 Emekli Ol Ama Sakın Emekleme 01-01-1970 03:00 Kitabın Yankısı / Sessizliğin İçindeki Söz 01-01-1970 03:00 Folklör Halay Demek Değildir / Gevher Demirkaya Aktaş 01-01-1970 03:00 Satranç ve Tavlanın Hikâyesi 01-01-1970 03:00