Bugün de Buradayım

Suna Türkmen Güngör

12-09-2026 13:11

Advert

Herkesin takviminde diğerlerinden daha sessiz duran bir yaprak vardır, küçücük bir rakamla...

Kimse o rakamların içine kaç yıl sığdığını bilmez. Kaç sabahın unutulduğunu, kaç akşamın içe doğru kapandığını, hangi dileğin yarım bırakıldığını… Elbette takvim yaprağında da yazmaz. O sadece her gün bir yaprak döker ömründen. 

Bizler ise o yapraklar arasından bir günü iple çekeriz, bu beklentiyi kendimize bile itiraf edemeden. Yaklaştıkça heyecan dorukta; bir masanın üzerine gelişigüzel konulmuş bir çiçeğe uzunca bakarız. Gözlerimizi telefondan ayırmaz, sık sık kontrol ederiz; sessize alınmış olabilir mi diye. Gün boyunca hiçbir şey beklemediğimizi söylerken içimizde küçük bir pencerenin perdesini aralık bırakırız. İşte bazılarımızın doğum günü böyle akar gider, ömür penceresinden.

Belli bir yaş aralığından sonra, kocaman bir kalabalığın içerisinde herkes kendi telaşına yetişmeye çalışırken bir insanın yaşı daha hiç kimsenin uğramadığı bir istasyonda biraz daha büyür. Mumlar yakılmaz, dilekler tutulmaz, pastanın üzerine konacak sayı mutfağın karanlık bir köşesinde hiç doğmamış bir çocuk gibi bekler. Sonra gün biter, gökyüzü o tarihin üzerini önce akşamla karartır, sonra geceyle örter. Ertesi sabah herkes kaldığı yerden uyanır, hayatına devam eder.

Aslında bazı günlerin unutulmasının sanıldığı kadar basit bir şey olmadığı bilinmeli. Çünkü insan, çoğu zaman sadece isminin hatırlanmasını istemez; büyük sözlere, gösterişli kutlamalara, kalabalık sofralara da ihtiyaç duymaz. Yalnızca bir yerlerde kendi varlığının küçük bir sesini duymak ister.

"Bugün senin dünyaya düştüğün gün…” der gibi…

Birinin bunu söylemesine bile gerek yoktur aslında. Tek bir bakış bile yetebilir veya bir çayın yanına bırakılan ikinci kurabiye, hiç beklenmedik bir saatte çalan telefon, kapının önüne gelen bir dost ya da hiçbir sebebi yokken insanın omzuna konan bir el…

Çünkü doğum gününün, sadece yaşımızın değiştiği gün olmadığını düşünüyorum.
O gün, dünyadaki yerimizi yeniden yoklarız. Hâlâ burada mıyım? 
Birilerinin hayatında bir değerim var mı? Adım, dost bildiklerimin cümlelerinde geçiyor mu? 
Bir sandalyedeki yokluğum, boşluk yaratıyor mu?
Gelişim, herhangi bir günün gelişinden biraz daha fazla anlam taşıyor mu? 
İşte insanı en çok düşündüren şey bunlardır.

Bazı doğum günleri ya da senin özel saydığın bir gün, kalabalıkların ortasında bile unutulur. Bazıları ise yalnızlığın içinde hiç beklenmedik bir biçimde hatırlanır. Çünkü hatırlamak ve hatırlanmak; takvime bakmak, tarihleri hatırlamakla kalmamalı. İnsanların birbirinin hayatında bıraktığı görünmez işaretleri okuyabilmelidir.

Yıllar geçtikçe anlıyoruz: Pasta küçülür, mumlar çoğalır, dilekler değişir. Çocukken gökyüzüne bakarak dileklerimizi tutardık, insan büyüdükçe gökyüzünden hiçbir şey istememeyi öğreniyor, dileklerinin olmadığını gördükçe...

Yine de her yıl, aynı tarihte, içinde çok eski bir çocuk uyanır. Elinde görünmez bir mumla pencerenin önüne gelir, sokağa bakar, geçen insanları seyreder.
Kim bilir… Belki biri dönüp bakar, belki bir tanıdık hatırlar da düşer yoluna; takvimdeki o küçük rakamın ardında bir ömrün beklediğini fark ederek diye…

Sonra içindeki çocuk yeniden uyur ve yüzünü günün içine çeviririrsin. Takvimin o  yaprağı da kopar. Yeni bir yaş, eski bir sandalyeye sessizce otururken yine hayat, hiçbir şey olmamış gibi devam eder.

Düşünürsün; belki de doğum günleri bunun için vardır. Dünyaya gelişinin yalnızca bir tarih olmadığını kendine hatırlatmak ve kendi kendine ışık olup yanmayı bilmek için!

Ne diyelim: Belki en kıymetli kutlama da böylesidir. Kimsenin hatırlamadığı bir günde bile insanın kendi içinden geçerken kendine rastlaması ve sessizce söylemesi:

"Ben bugün de buradayım."

***

DİĞER YAZILARI 30 Ağustos Zafer Bayramı  01-01-1970 03:00 Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre  01-01-1970 03:00 Endeeni Eledivesen Diyom 01-01-1970 03:00 Detayda Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Ruhun Terazisi  01-01-1970 03:00 Çırpınır Eksiklikler  01-01-1970 03:00 Geceyi Emziren Kandil 01-01-1970 03:00 Uzakların Yakın Olmadığı Bayramı Karşılarken 01-01-1970 03:00 Çağ Atladıkça Acıyor Ruhum 01-01-1970 03:00 Yedinci Katın Kapısı 01-01-1970 03:00 19 Mayıs Bir Milletin Uyanışı Gençliğin Umudu  01-01-1970 03:00 Sustuğum Yerden 01-01-1970 03:00 Sarsılan Sadece Zemin Değildi 01-01-1970 03:00 İnsan Her Şeyi Tüketen Bir Yaratık mı? 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak İnsan Kalmayı Başarmak 01-01-1970 03:00 Kur'an ve İletişim  01-01-1970 03:00 Etkili İletişimde Şiirin Etkisi 01-01-1970 03:00 Sevgi Metalaştırılmayacak Özel Bir Duygudur 01-01-1970 03:00 Etkili İletişimde Konuşma ve Beden Dili 01-01-1970 03:00