Ben Yemen Türküsü’nü Söylerken Ata Ağlardı

Gevher Aktaş Demirkaya

10-11-2025 19:24

Advert

Türk Müziği sanatçısı rahmetli Safiye Ayla anlatıyor:
( Safiye Ayla Targan, 14. 07 1917 - 14 Ocak 1998 İstanbul. Cumhuriyet döneminin en tanınmış Türk kadın sanatçılarından )

“Bir yetim mektebinin küçücük sınıfında hemen her sabah minik avuçlarımızı göğe yöneltir: “Tanrım sen Mustafa Kemal kulunu muzaffer eyle.” diye hep bir ağızdan dua ederdik. Aradan yıllar geçti. Adını ilk defa o dua ettiğim günlerde duyduğum Atatürk’ü ilk olarak 14 yaşlarında tanıdım. Bir çalgılı gazinoda yeni yeni şarkı söylemeye başlamıştım. İsmim henüz işitilmişti.

Bir dost evinde beni ona takdim ettiler. Bir şarkı istedi benden, şimdi bilemediğim bir şarkıyı toy ve ince bir sesle okuduğumu hatırlıyorum. O’nun “Sesin ilerde güzelleşecek.” diye bana iltifat edişi bugünkü gibi kulağımda. Sonraları, onu ağlatan, güldüren, memnun eden şarkıları ve türküleri hep ben söyledim. Atatürk’e söylerken kendimi hep o ilk günlerdeki gibi, ona dua ettiğim günlerdeki gibi yakın görür kalbimden, ta içimden ona seslenirdim sanki.

Yemen türküsü çok dokunurdu ona. Bu türküyü her söyleyişimde iki damla yaş yanaklarına yuvarlanırdı. “Yazık ettiler oralarda Türk çocuklarına,.” diye söylenirdi kendi kendine. “Şahane gözler ve mani oluyor halimi takrire hicabım.” şarkısını pek severdi. Bütün gece sadece bu iki şarkıyı söylediğimi hatırlarım. 

Bir de Rumeli türküleri. “Hep annemi hatırlarım bu türkülerle, bunlarda annemin kokusu var gibi geliyor bana.” derdi.

Atatürk, bir mecliste şarkı söylenirken kendisi de tempo tutar ve katılırdı söyleyenlere. Orada bulunanların da iştirak etmesini isterdi. 
“İnsan” derdi; “Bir şarkıyı dinlerken zevk alır ama söylerken bu zevki iki mislidir. Onun için iştirak edin hareketlenin, zeybek oynayın; ritim, hareket insanların ilk duygusudur.” 

Ayrıca Atatürk’ün müzisyenlere karşı muamelesi tam demokratik idi. Birçok sosyetelerde müzisyenler için ayrı sofra kurulur. Fakat Atatürk, bizlere tam bir arkadaş muamelesi yapar, sofrasında yer verir, içtimai mevkisi yüksek davetlilerden katiyen ayırt etmezdi. Çok defa şarkılara iştirak eder, tek başına saza refakat ettiği de görülürdü. Hangi şarkı idi bilmiyorum, hatırımda kalmamış, bir gün bir şarkı okuyordum. Eli ile işaret ederek, “ Dur!” dedi, “Yanlış  okuyorsun!” 

Durdum. O şarkıyı Atatürk, baştan alarak okudu. Sazda bulunan bestekâr arkadaşlarım göz ucu ile işaret ederek hayranlıklarını belirtiyorlar ve Atatürk’e hak vererek “Doğrusu budur.” demek istiyorlardı. Evet, Atatürk şarkının güftesinde ve bestesinde falso yapılmasına katiyen tahammül edemezdi. İşte Atatürk’ten yalnız bir tek o gün ihtar gördüm. Beni daima beğenmiş ve ileride yüksek bir okuyucu olacağımı söylemiştir.

Alaturka sadece bizim ruhumuza hitap eden bir musikidir ve bu böylece devam edecektir. Atatürk beynelmilel bir Türk musikisi yaratılmasını belki isterdi. Fakat olmadı. Oluncaya kadar da Atatürk, bugünkü alaturkayı dinleyerek gözlerini yumdu.

Dipnot: Safiye Ayla Mısırlı Hicazîzade Hafız Abdullah Bey'in kızıdır. Safiye Ayla henüz doğmadan Abdullah Bey vefat etmiştir. Annesini de henüz üç yaşındayken kaybeden Safiye Ayla, kimsesiz kalınca Sadabad Sarayı olarak inşa edilmiş olan Kağıthane'deki Çağlayan Darüleytamı'na verildi. İlkokulu bitirdikten sonra da Bursa Muallim Mektebi'ne yazıldı.

Safiye Ayla Mustafa Kemal Atatürk'ün en sevdiği sanatçılardan da birisidir. Ayla'nın Mustafa Kemal Paşa adına düzenlediği konserde "Yanık Ömer" adlı şarkısını okumuş ve Paşa büyük bir hayranlıkla tekrar tekrar okumasını söylemiştir. Konser sonunda Mustafa Kemal Atatürk, Safiye Ayla'nın yanına gelerek: "Safiye, çok teşekkür ederim, çok güzel yorumladın." der ve sonra ekler: " Bu türküyü bir operada söylemeni çok isterim. Bunu başarırsan, beni gerçekten çok mutlu edersin." der. Safiye Ayla her yere başvuru yapar, bir operada bu türküyü icra edebilecek tek yer bulamaz ve Atatürk'ün bu vasiyetini yerine getiremeden 80 yaşındayken vefat eder.

Ata’m ruhun şad olsun. Bu güzel toprakları düşman elinden kurtarıp, bizlere emanet ettiğin için seni ve bütün silah arkadaşlarını, şehitlerimizi minnet ve saygıyla anıyoruz.

Bütün sayfa ve sanatsever arkadaşlarıma saygılarımla.

***

 

DİĞER YAZILARI Ekmeğin Tarihteki Yeri 01-01-1970 03:00 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. Yılı Kutlu Olsun 01-01-1970 03:00 Karanlığın İçinde Kalan Işık ve Sessiz Seçimlerin Ağırlığı 01-01-1970 03:00 Dumlupınar Denizaltı Hazin Öyküsü ve Ona Yakılan “Ah Bir Ataş Ver Cigaramı Yakayım” Ağıdının Kaynağı  01-01-1970 03:00 Tarihe Yön Veren Zafer Çanakkale Zaferi'nin 111. Yılı Kutlu Olsun 01-01-1970 03:00 Kağnı Komutanlığı Ağacı Destana Çeviren Kağnılar 01-01-1970 03:00 Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası 01-01-1970 03:00 Hey Onbeşli Onbeşli Ağıtının Öyküsü 01-01-1970 03:00 Kars Türküsü Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa 01-01-1970 03:00 Sakarya Savaşındaki Gazi Kovan'ın Hikâyesi  01-01-1970 03:00 Emekli Ol Ama Sakın Emekleme 01-01-1970 03:00 Çayın Buharında Isınan Hayatlar    01-01-1970 03:00 Kitabın Yankısı / Sessizliğin İçindeki Söz 01-01-1970 03:00 Folklör Halay Demek Değildir / Gevher Demirkaya Aktaş 01-01-1970 03:00 Satranç ve Tavlanın Hikâyesi 01-01-1970 03:00