Şafak Nöbeti
Karanlık gölgelerin arasından sıyrılarak yükseldi güneş, bir milletin içinden.
30 Ağustos sabahı da gökyüzü, maviyi sonradan hatırlamış ve mühürlemişti bulutlara. Dağların üzerindeki ağır sessizlikte toprak, geceden kalma yaralarını saklıyor, rüzgâr ise binlerce kahramanın nefesini taşıyordu.
Zaman Anadolu'nun ortasında diz çöktü ve o büyük millet kalktı ayağa, yeryüzünün bütün saatlerini durdurarak.
Düşman postalları altında ezilmek istenen bir vatan vardı. Mehmetcik siper etti göğsünü, anneler bekledi kınalı kuzusunu. Bir ulusun gözlerinde henüz doğmamış çocukların özgürlüğü büyüyordu. Bayrak yükseldi, uçsuz maviliklere çıkarken gönderden, şeref saydı kırmızıya bulanmayı gökyüzü.
İlk kez top seslerinde korkmadı çocuklar. Zaferin coşkusunda güldü ümitleri, şen kahkahalarını saldılar evrene, gönderin ucundaki ayyıdızla. Bir millet haykırdı sevinçle, yırttı makus kaderi, savurdu gökyüzüne.
İşte 30 Ağustos'ta bir ulus böyle coştu zafere. Mertçe kafa tuttu, yenilmedi biçilmek istenen kötü kadere. Her 30 Ağustos gününde yeniden kazıdı alnına bu millet;
"Ne mutlu Türk'üm diyene!"
Bugün bu kutsal toprağın altında yatan sessiz kahramanlar, O gün gökyüzüne görünmez bir merdiven kurdular. Bizler bugün o merdivenden yürüyorsak her adımımızda onların ayak sesleri var. O yüzden her 30 Ağustos'ta şafak daha erken söker ve kalbimizde nöbet tutar; VATAN diye sonsuza dek.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu zaferi bize armağan eden bütün kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
***
