MEVSİMLİK GÜLÜŞLER
Bizim buralarda mevsimlik, güzel sözler,
Ekmek mevsimlik, aşk mevsimlik.
Güzel olan ne varsa yarına dair,
Sanırsın adları değişti mevsimlerin.
Son dere yatağını da büyüyen umut da
Sürüklenip gitti ardından nehirlerin...
Toprak yağmur damlalarıyla oynaşadursun;
Mayıs çiçeklerinde hüzün,
Haziran temmuza sızılanıyor.
İçimde aç bir çocuğun gülüşleri mayalanıyor.
Sabahı sis bulutları kuşatmış
Ki güneş doğmaya hazır ya şafak nazlanıyor.
Sıyrılıp giderken başımızdan düşler,
Çektik mevsimleri gönül darına.
İlkbahardan sızarak yaza uzanır eğri.
Seherin ayazı vurmuş gönül damlarına.
Sonbahar ayrı yara açar, zemheri ayrı.
Odun ateşiyle çayı ısıtırken insan,
Demlediği hasret, yüreğine acı veriyor.
İşte o yüzden bizim buralarda;
İçten içe kırık üretenin dilleri,
Gayrı mevsimlikti bütün gülüşler
Ki insan sevmeyi bilmiyor,
toprağın elleri.
Doğa ile tanıştığında üreten,
Dudağında titredi soğuk sesi,
Henüz isyanı seçememişti dilleri.
Ne kendileri seçmişlerdi doğmayı
Ne de kader bellemişler idi doymayı.
Yine de kardeşçe kucaklayıp sarmalıydı doğayı.
Karanlık dehlizlerden geçerek geldi bu güne.
Üzerine vardıkça uzaklaştı kara bulutlar ardında,
Gün ışığığıyla belirdi dağlar.
Yollar engelli tuzak ki karaydı alında yazı,
Gönül dağlarına kurulmuştu tuzak.
Parlaktı iki ağzı keskin, hançerin yüzü...
***



















