KURBAN
Mezarlıkta kabirlerinde yatanları, arefe günü ya da bayram sabahı ziyaret edip, İbrahim(as)ın sadakatını, İsmail(as)ın teslimiyetini câmi’de hoca efendiden öğrenip; “Uufuu nezrek ya ibrahim” nidasına ram olarak, imkânı ve imanı olan cümle cemaat telaş içerisinde kurbanlarını kesmek için evlerine yöneldiler.
Kesmeyi iyi kötü beceren ben, yüzmeye gelince bir deriyi bir elimi keseceğimden endişeyle dolaşırken, gözüme karşıda kurulmuş olan işci çadırları takıldı. Bir ümitle selâm ve bayramlaşmayla vardığımda; “İbrâhim var hem de kasaptır” dediler.
“Tevâfuktur” derler ya, işte öyle bir şey! Koça bir İbrahim, İbrahim’e de bir koç gerekliydi. Bizim koçun ayağına da bir ibrahim, o da geliverdi.
Rahman ve Rahim sıfatlarını eklemeden “Bismillah“ diyerek tekbirlerle gönderdik Rabb’a olan sadakatımızı ve koçun teslimiyetini, ya Rab bizi kendine yakın kıl, onu bizden kabul et.


















