SORDUM ÇİÇEKLERE
Sordum...
Yüzünü güneşe dönmüş çiçeklere…
Aydınlığı ile renk veren, yağmuru ile hayat bulan çiçeklere…
“Arılar ne ara terk etti bu güzelliği?” diye sordum.
Kayıplara karışan arılar değilmiş meğer.
Hissiyatımın sesiymiş bu düşünceye beni iten, inandırmak isteyen.
Geç anladım.
Kabul ettim, çiçekler soldukça ardından yenilerin filizlendiğini.
Her seferinde insanı yeniden ve yeniden mutlu ettiğini.
Ne çok severdin Papatyaları.
Sanırım onlarda buldun kendini.
Sarısı ve beyazlığı ile saflığı temsil ettiği için
Ruhu aydınlattığı için.
Vedan acı geldi, yüreğim yalnızlığa terk edildi.
Sordum...
Doğanın dengesi, gizemi, bereketi ne ara yok olup gitti?
Yalnızlığa mahkum edildi?
Ne yapar şimdi gönül?
“Çiçeğim” diye seslendiğim annem, ne ara dünyayı terk edip gitti?
Hayata anlam katan, beni tamamlayan, kollayan nerede şimdi?
Gönül yanarken, gözyaşına tutunurken…
“Çiçek bahçem” yok olup gitti.
‘’Yok mu bu yaraya derman” diye sordum.
Sonrasında “Anıları, hayatta tutmak kendi elimizde.” diye sessizce sorduğum, sorunun cevabını verdim: Kolay olmazsa da kabullendim.
Karar verdim; bahçemizi çiçeklerle donatmaya, gönül bahçemde yer açmaya.
Seni bana hatırlatan papatyalar eşliğinde, nergislerle buluşturmaya.
Ve şimdi ben anne oldum.
İnanmayacaksın ama ben de kendimi nergis çiçeğinde buldum.
Belki de kokusunu kızımın kokusuna benzettiğim içindir.
Kim bilir.
***
Editör: Nevin Bahtışen

















