Advert

Böyleydi Böyle Oldu / Nevin Ceylan

Yazan: Nevin Ceylan -BÖYLEYDİ BÖYLE OLDU

ANI - 14-04-2026 15:26 377 kez okundu.

Böyleydi Böyle Oldu / Nevin Ceylan
Advert

BÖYLEYDİ BÖYLE OLDU

Yıllar; ellili yılların sonu, altmışlı yılların başı. Tatlıpınar'da üç yıllık eğitmenli dönem bitiyor, beş yıllık mezun verme dönemi başlıyor ilkokulda. Bu da benim en büyük şanslarımdan birisi oluyor. Tatlıpınar yaşamımın ilk on dokuz yılı, bugün anılarımda en güzel yerlerin sahibidir bu mahrumiyet ve dağ köyü.

Babamın ilk öğretmenim olduğu ve üçüncü sınıfta mezun veren bir eğitim dönemi. Eski bir taş bina, köy halkının çabası ile yapılmış ilkokulum. Tek dersliği, iki odası ile bir kapıdan içeri girilen bir bina. İki odası evimiz, tek derslik ise okulumuz. Aynı salonda evimiz ve okulumuzun kapısını hayal edebiliyor musunuz? Benim üçüncü sınıf olmama kadar da devam etmişti bu durum. Ya şimdi ne olacak, dediğimiz bir sırada köyümüze öğretmen ataması yapılmıştı.

Böylece beş yıllık bir öğrenim dönemi de başlamış oldu. Köy ihtiyar heyeti binasında başlıyoruz dördüncü sınıfa. İlk kez bir öğretmenim oluyor; adı İbrahim Özbalcı, asker öğretmen. Yeni bir okulun yapımı da hızla devam ediyor. Arkadaşlarim ikinci döneme yetiştiğini söylüyorlar. İki derslikli, öğretmen odalı, bitişiğinde öğretmen lojmanı olan bu bina benim okulum oluyor. İlk mezunları da biz oluyoruz.

Mezun oluşumuz, Bolu hayatımız ve Kalkım'a atamam derken açılışının dokuzuncu yılında babam rahmetli oluyor. Oradan ailece ayrılışımızdan sonra uzun yıllar orasını göremiyoruz. Dönemler değişiyor, okullarda taşımalı sistemler başlıyor.

Köylerde göçler de yaşanınca okullar boş kalıyor. Derken yıllar sonra yine yolumuz buralara düşüyor. İlk koştuğumuz yer okulumuzun bahçesi oluyor. 19 yıllık bir yaşamı arıyorum ben oralarda. İlk oturduğumuz evimiz olan okulumuzun izleri bile kalmamış! İçimde 19 yılın yıkıntılar altında kaldığını hissediyorum ben!

Sıra ilk mezunu olduğum okuluma geliyor. Gözleri oyulmuş bir kafatası iskeletini andırıyor sanki. Camların hepsi kırılmış, bina perişan durumda. Öylesine yıkık dökük öylesine öksüz kalmıştı ki kabullenmek çok zor oldu bu görüntüyü... Ağladık, üzüldük, çaresizce onu kendi hâline bırakarak ayrıldık.

Aradan yine uzun yıllar geçmişti. Bir gün onarım yapılacağı haberini aldık. Uçtuk sevinçten ailece. Sanki onarılacak olan okul değil, 19 yıllık geçmişimizdi. Medya sayesinde adım adım yapılan çalışmaları izledik. Uzaklarda değil, ustaların, çalışanların arasındaydık biz. Günler geçti, çalışmalar bitti. Okulumuzun, köyün kültür evi olarak açılışı yapıldı. Gönlümüz orada olduğu hâlde açılışa da gidemedik.

Zaman uygun olduğunda yine bahçesindeydik onun işte. Öylesine güzel öylesine pırıl pırıldı ki önünde Atatürk büstü, direğinde dalgalanan bayrağımız, kapısında Tatlıpınar'ın en büyük öğretmeni babam Mehmet Yavuzcan.

Karşılamışlardı bizi. Yıllar sonra oradan mezun olmuş, oraya öğretmen olarak atanmış gibiydim. Bahçesi boş görünse de ben, orada oynayan bizi karşılamaya koşan öğrencileri görmüştüm.   Hüseyin bize kapısını açınca karşı duvarın büyük bir bayrak olarak boyandığını görmüştük. Sel oldu gözyaşlarım, aktılar içime benim. Duygular kabardı kabardı da oldular sanki deniz... İşte şimdi mutluluktan ölebilirdiniz. Sınıflar pırıl pırıl, her yer yepyeni. Haydi Nevin Öğretmen, bir derslikte sen, bir derslikte baban Mehmet Öğretmen. Başlasın artık dersleriniz!

Yaşanan resmi süreci bilmiyorum ama onarımına Antalya da yaşayan köyümüz kökenli Hilmi Yılmaz can kardeşimiz sponsor olmuştu. Köylünün günlerce imece usulü çalışmaları ile böyle bir güzellik ortaya çıkmıştı.

Tatlıpınar köyünün nüfusu, yaz aylarını köyde geçiren yazlıkçılar ile canlanıyor. Özlenen köy düğünleri burada yapılıyor. Kurbanlar burada kesiliyor, burada hep birlikte yeniliyor. Bahçede geçmişin öğrencilerinin, onların çocuklarının ve torunlarının sesleri yankılanıyor. Her yer yemyeşil, kuşlar yine cıvıl cıvıl. İşte böyledir Tatlıpınar denilen yer. Tüm öksüz kalan okullar böyle bir güzelliği hak ediyorlar.

Bir harabeye dönmüş olan okulumuzu, yaptığı yardımlarla yaşanacak hâle gelmesine vesile olan, Atatürk büstünü taktırıp bayrağımızın dalgalanmasını sağlayan Hilmi Yılmaz kardeşimize, şahsım ve köyümüz adına şükranlarımızı sunuyoruz.

***

Editör: Hamdiye Özer Okudan

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
23 Nisan / Neşe Kazan

23 Nisan / Neşe Kazan

23-04-2026 - ANI

Çakallık Günleri / Hamdiye Özer Okudan

Çakallık Günleri / Hamdiye Özer Okudan

13-04-2026 - ANI