Advert

Kavanozdaki Anılar / Nevin Aktekin Gülfırat 

Yazan: Nevin Aktekin Gülfırat -KAVANOZDAKİ ANILAR

ANI - 02-02-2026 14:44 1013 kez okundu.

Kavanozdaki Anılar / Nevin Aktekin Gülfırat 
Advert

KAVANOZDAKİ ANILAR

Annemin yatak odasının girişinde, hemen solda eski bir dikiş makinası dururdu.

Ayakla çalışan hani; bir zamanlar rahmetli Adile Naşit’in de yer aldığı “Gelin kızların rüyası, Zetina dikiş makinesi.” meşhur replikli Zetina dikiş makinası.
Cam gibi parlayan siyah gövdesi pirinç detayları ve yanındaki büyük tekerleğiyle adeta evin köşesinde sessiz bir bekçi gibiydi.

Sanırım hemen hemen her evde bulunurdu bu bekçiden.

Ama bizim için o bir dikiş makinasından  ötesiydi.
Biz çocukken en çok onu severdik.

Altta bulunan pedallı ayağın altına oturur, yanındaki tekerleğe bağlı kayışı döndürerek salıncak gibi oynatıp sallanırdık. 

Arada lastik kasnak yerinden çıkar, makine dururdu. Annem ne zaman dikiş dikecek olsa hem o lastiğin çıkmasından hem de ayarlardan hemen anlardı.
“Size bin kere dedim, o oyuncak değil, benim elim kolum… Sonra size bayramda nasıl elbise dikeceğim? Giysilerinizin tamirini nasıl yapacağım?” derdi.

Ama bizim için o makine bir eğlence kaynağı, oynamak için bir mucizeydi.

Makinenin üstünde rengârenk düğmelerin bulunduğu küçük bir cam kavanoz vardı.

Camı hafif buğulu, kapağının kenarları hafif paslı.
İçinde bir sürü renkli düğme… Kimi yırtılmış bir gömleğin düğmesi kimi annemin söküp yeni bir şeye dönüştürdüğü bir kazağın düğmesiydi.

Renkleri, şekilleri ve parlaklıklarıyla masanın üstünde adeta bir gökkuşağı gibi dururdu.

Biz çocuklar içinse o düğmeler birer hazineydi.
Bazen kavanozu halıya döker, düğmelerle oyunlar kurardık.

Şimdiki çocukların elindeki gibi cep telefonumuz yoktu, bizim neslimizin hayalleri vardı.

O hayallerle, o düğmelerle araba yapar, ev kurar, küçük oyunlar kurup yaratırdık.

Bazen beş taş oynar gibi bazen misket gibi dizip tantana çıkarırdık.

Hangisi dizgiden çıkarılırsa tek vuruşla oyunu o kazanırdı.

Sonrası ödüllüydü:
Kim kaybederse bakkala gidecek kim kazanırsa kekin en büyük parçası onun olacaktı.

Bazı düğmeler ise çok parlak olurdu.

En özeli olduğu için kapışır, birbirimizden saklardık.
Öbür kardeşler ise hazine değerindeki o düğmeyi bulmaya çalışırdı.      

Çocukluk işte…

En güzel hayallerin çağı en güzel zamanların dönemi…

O  bir zamanlar her evin süsü, bekçisi dikiş makinası şimdi nerelerde bilmiyorum?

Muhtemelen annem, çok daha ihtiyaç sahibi birine vermiştir.

Artık biz büyüdük. Terziler her sokak başında çoğaldı, hazır giyim moda olunca dikiş makinasına ihtiyaç azaldı.

Geçen annemin evinde  kardeşler toplandık.
Bizde pek bir şey atılmaz, aile  geleneği diyelim.
Ya işimize yarayan birbirimize devrolunur ya da muhakkak bir ihtiyaç sahibine ulaştırılır.
Annem hâlâ çekmecede duran bu düğme kavanozunu masanın üstüne koydu.

“Bu kavanozdaki düğmeler fazla, artık elden çıkarma zamanı.” deyince biz yine çocuklaştık. Kavanozu açıp düğmeleri masaya dökerken; 
“Ama anne, bu benim önlük düğmem!”
“Bak, bu babamın iç yeleğinin düğmesi.”
“Bak bu nikahımda giydiğin döpiyesin düğmesi.”
“Bu da giymekten eskimiş kabanımın düğmeleri.”
“Aaa mezuniyet elbisemin düğmesi bu!” diye diye hepimizin anıları masaya dökülünce bir duygu fırtınası yaşadık.

Hepimiz masadan bir düğmeyi alıp anısını anlattı.
Yani bir kavanoz düğme bir anı kavanozuna dönüştü.
Sonra tabi derlendi toplandı, yine cam kavanoza dolduruldu.

Ve bir anda çocukluk hazinemiz yine en  kıymetli hazineye dönüştü tekrardan.

Ve o  düğmelerin kavanozu daha özenli bir yere konuldu.

Ve işte böyle değerli dostlar!

Bir kavanoz, küçük düğmeler ve büyük anılar…
Belki de çocukluk hep böyle saklanır, küçük kaplarda, hatıraların içinde bir hazineye dönüşerek.

Ne dersiniz?

***


Editör: Nevin Bahtışen

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
23 Nisan / Neşe Kazan

23 Nisan / Neşe Kazan

23-04-2026 - ANI

Böyleydi Böyle Oldu / Nevin Ceylan

Böyleydi Böyle Oldu / Nevin Ceylan

14-04-2026 - ANI