ÇOCUKLUĞUMDAN BİR YARA ve İZİ / 1950-60'LI YILLAR
Henüz ne yoncalar ne de saplar balyalanıyordu. Belki devletin ya da büyük çiftlik sahiplerinin ellerinde vardı o makinelerden, lâkin bizler bilmiyorduk ya da bizlere daha ulaşmamıştı.
Yoncalar tarlada kurutulur, otluklara veya dam üstlerine yığılır, kışın hayvanlara bir çeşit aperatif olarak sunulurdu. Genelde hayvanlara verilen saman ve üzerine serpilen arpa olurdu.
Yazın biçilen arpa ve buğday sapları, deneli ya da denesiz harman yerlerine getirilir; oralarda düvenlerle saman hâline getirilip samanlıklara doldurulur, günde 3-4 defa hatıllara serpilerek hayvanlara verilirdi.
Kimi çiftçiler yazdan fazla yaptıkları samanı ya da irinti yani koyunlardan artan samanı kışın veya baharın ucunda ile, ilçeye götürüp satardı. Öyle ki bazı zamanlar arpa fiyatına yakın paraya satılırdı.
Bizler 3-5 yaşında çocuklardık. Römorkların kasalarına iki metreye yakın ilâveler yapılır, samanlar çiğnene çiğnene doldurulur, şehre saman pazarına satmaya götürülürdü. Biz çocuklar babalarımızın dönüşte koli koli kutu kutu getirdikleri yiyecek ve ihtiyaç malzemelerini bir heyecan içerisinde eve taşır, sonra onların anlattıkları yolculuk ve satış hikâyelerini dinlerdik...
İlçeye kadar çamur yollarda bata çıka yol alıştan sonra asfalt yola çıkılır, orada her türlü riskin içerisinde kanatlı at arabaları ya da ilave yapılmış römorklar önünde traktörlerle şehre ulaşmanın çabası verilirdi. Şınalar gevşese, lastikler patlasa, ilâveler kırılsa da o uğraş verilir; kışın ortasında o sıcak para cebe girdi mi her şey unutulurdu.
Yine bir kış sonu saman satmaktan gelen babam ve yol arkadaşının getirdikleri ev ihtiyaç malzemelerini taşırken ihtimal ki yine kendimizin kırıp attığı kade (kadeh bardak) kırığınının üstüne basmakla olan olmuş, ne karşılamanın ne de pazardan getirilenlerin zevki heyecanı kalmıştı.
Merhum annem, yine o meşhur yumurta sarısı soda karışımı merhemini yapıp ayağımın kanamasını durdurup beni köşeye yatırmıştı. Hâlâ büyük ameliyat izi gibi ayağımın altındaki o iz, yaranın büyüklüğünü bana hatırlatmaktadır o güzel anılar içerisindeki acısı ile.
Editör: Hamiyet Su Kopartan



















