Rağmen Yaşamak

Ebru Bozcuk

16-04-2026 14:20

Advert

Anlamsızlaştırılan bir hayatın piyonları gibiyiz âdeta... Savaşın çığlıkları her yerde.

Ucundan kıyısından da olsa bir yerlere tutunma gayreti içindeyiz.

Adaletin, vicdanın, merhametin yerle yeksan olduğu garip bir anaforun tam ortasındayız.

Adil ve şefkatli bir hayat düşlemek ütopik bir arzu gibi raflarda öylece duruyor.

Duvarlar arasına sıkışmış gibiyiz. Küçük bir aralıktan sızan ışığı görebilmek için umutla bekliyoruz. Kesif bir sessizlik kesif bir yalnızlık hâli. 

Oysa tüm insanlık güneşe çıkmayı bekliyor. Evine huzurla ekmeğini götürebilmeyi, sabahları mutlu uyanabilmeyi, gelecek için düşler kurabilmeyi istiyor ki bu insanlık hakkıdır.

Sevinmenin, gülebilmenin hak edilmiş küçük zaferler olduğunu hatırlarken ve insan gibi yaşamayı beklerken ne yazık ki kötülüklerin ardı arkası kesilmiyor.

Artık hepimiz, "Biraz sevinsek ayıp olur mu ki?" kıvamındayız. Ne hazin bir durumdur bu. 

Sevincimizin, neşemizin yanında hayallerimizin de çalındığı bir çağ yaşıyoruz.

Bu aralar tam da Nazım'ın dizelerindeki gibi bir âna öyle çok ihtiyacımız var ki...

"Sonra saygıyla oturdum
Dayadım sırtımı duvara
Bu anda ne düşmek dalgalara
Bu anda ne kavga ne hürriyet ne karım
Toprak, güneş ve ben
Bahtiyarım

"Artık Rağmen" yaşamaya çalışıyoruz sanki. Mutsuzluğa rağmen. Umutsuzluğa rağmen. Sevgisizliğe rağmen...

Anlamsız kavgalar, anlamsız hesaplaşmalar içinde, kötülüğün kol gezdiği bir dünyada yaşarken baharın ılıklığını hissedince beyaz kollarını göğe kaldırıveren erik ağacını görmeyi ıskalayıveriyoruz işte...

Oysa erik ağaçları çiçek açtı. Nisan yağmurları bonkörce yağıyor, tarladaki tohum yeniden filizleniyor. Kiraz, vişne ve elma ağaçları uykudan uyandı. İpek böcekleri yine koza örmeye başladı.

Günler uzuyor, havalar ısınıyor, çimlerin kokusu yayılıyorken durduğumuz yerde boş ve donuk gözlerle öylece bakınıyoruz.

Ve şimdilerde çoğumuz ıslık çalar gibi Sabahattin Ali'nin mısralarını fısıldıyoruz.

"Dışarıda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor.

"Velhasılı kelam, yapacak tek bir şey var...Neşesi çalınmış bu hayatın çerçevesine adaleti, şefkati, aşkı, dostluğu, güneşi, suyu, baharın kokusunu koymak durumundayız.

Umutsuzluğun, bodoslama bir şekilde hayatımıza girmesine izin vermeyeceğiz.

Her şeye rağmen badem ağaçları çiçek açtı, diye sevineceğiz. İnadına şiirler okuyup, şarkılar söyleyeceğiz.

Hayat belki de kendini sırt üstü suya bırakabilenlerin zaferiyle şahlanacaktır. Belli mi olur?...

İçini yeşertmek, kalbine şarkı söyletmek, ruhunun filizlenmesine izin vermek lazım belki de...

Nihayetinde kaç yazımız kaldığını kim biliyor ki?

***

Editör: Nüzhet Ünlüer

DİĞER YAZILARI Lilith Efsanesi 01-01-1970 03:00 Belki Yaz Erken Gelir 01-01-1970 03:00 Mukadderat 01-01-1970 03:00 Hey Onbeşli... Kınalı Kuzular  01-01-1970 03:00 Hüznün Başkenti Hatay 01-01-1970 03:00 Mutlu musun 01-01-1970 03:00 Kandır Beni 2026 01-01-1970 03:00 Tanıklık 01-01-1970 03:00 Yaşam Gustoluğu 01-01-1970 03:00 Saatli Maarif Takvimi 01-01-1970 03:00 Bir Veda Gecesiydi 01-01-1970 03:00 Mukadderat 01-01-1970 03:00 Bir Küçük Eylül Meselesi 01-01-1970 03:00